Temmuz 01, 2009
Yazan: Alexandre Bey
Kategori: Günce

Bizi blog açmaya iten neydi şimdi çok da iyi hatırlamıyorum ama o dönemde yazılarımızı yayınladığımız çeşitli sitelerdeki kuralcılık bizi daha kuralsız yazabileceğimiz, kendimizin çalıp kendimizin söyleyebileceği mekânlara itti. Yani, zihnimizi kurcalayan, yazmalıyız bunu dediğimiz birer mekânlarımız olmalıydı. Bu yüzden bir grup arkadaş kendi bloglarımızı kurduk. Hepimiz birbirimizin sıkı birer hayranı olduğumuz için kim bugün ne yazmış diye sıkı sıkıya takip ediyorduk. Bu yüzden yazıhane ilk açıldığı günden beri takip ettiğim bir blog oldu.
devamını oku… →
Yorumlar (5)
Haziran 29, 2009
Yazan: Alexandre Bey
Kategori: Ivır Zıvır
Taraf Gazetesi’nin arka sayfasında 20 Soru köşesi var. Köşenin fikir babaları Marcel Proust, Bernard Pivot ve James Lipton. Hemen hemen her gün yazarlar, şairler, sanatçılara yöneltiliyor bu sorular. Bu cumartesi de Tarık Tufan’a yöneltilmiş, bakın ne cevaplar vermiş Tarık Tufan. devamını oku… →
Henüz yorumlanmamış... →
Haziran 26, 2009
Yazan: Alexandre Bey
Kategori: Duyuru
Bilim adamlığının yanında muhabbet ehli bir fâkirdi. Üsküdar’la ilgili yazdığı kitapların kıymeti paha biçilemez. Eğer İstanbul’daysanız ve yapacak başka bir işiniz yoksa bu program kaçmaz! Ahmet Yüksel Özemre’nin kitaplarını bulun, alın, okuyun, okutun. devamını oku… →
Yorum (1)
Haziran 21, 2009
Yazan: KaRa
Kategori: Günce
Durup yeryüzüne uzun uzun bakıyor ve ellerimle sıkıca tutmak uğruna düşürdüğüm, kaybettiğim nice şeyi anımsıyorum. Hala sırtlandığım, inatla taşıdığım yüklerimi, kelimelerimi, imgelerimi, seslerimi, bir kalıp gibi kendiliğime geçirdiğim o muazzam zırhı burada bırakmak ve yalnızca kendimle, arınmış bir zihinle yola devam etmek istiyorum. devamını oku… →
Yorum (1)
Haziran 19, 2009
Yazan: Warrior
Kategori: Ivır Zıvır
Aslında söylenecek çok fazla söz yoktu. Her gün bir diğerinin aynısı oluyor, bazı günler ise başlamadan bitiyordu. Geleceğin bu kadar fazla belli olması dışarıdaki çoğu kişi için memuriyeti çok cazip hale getirse de aynı şeyi onun için söylemek mümkün değildi. Maaşının ne kadar olduğu belli, bir dahaki yıl yüzde kaç zam alacağın belli, kaç gün izninin olduğu belli, hangi günler tatil olduğu belli, yirmibeş yıl sonra ne iş yapacağın belli, hatta emekli olduğunda ne kadar maaş alacağın bile belli! Her sabah belli bir saatte beyaz bir servis aracı yoldaki belli bir yerden onu alıyor, bilindik yüzlerin içini doldurduğu servis aracının camından bilindik yollardan ve bilindik güzergahı izleyerek işyerine varıyor, mesai çıkışında ise birkaç tanıdığa selam verdikten sonra servis araçları ve servisini arayan insan kalabalığı arasında kayboluyordu. devamını oku… →
Yorumlar (4)
Haziran 17, 2009
Yazan: Alexandre Bey
Kategori: Günce
Selamün aleyküm Faruk.
Sen gideli on gün oldu, kalbimin sızısı dinmedi henüz. Her sabah boğaz köprüsünden geçerken gözüm Çengelköy sırtlarına ilişiyor, bayrağa bakıyorum, annemin çocukken sıkı sıkıya tenbihlediği bir alışkanlıkla üç Gulhü bir Elham okuyorum. Dilim titriyor. Gözüm yaşlanıyor. Siliyorum. Öylece bakakalıyorum otobüs köprüyü geçene kadar. İnsanın sevdiği bir arkadaşını kaybetmesi ne zormuş. devamını oku… →
Yorumlar (10)
Haziran 12, 2009
Yazan: Warrior
Kategori: Günce
Evet arkadaşlar, uzunca bir süre miskinlikten elim klavyeye gidemedi. Mesleki eğitim falan derken düşünce ve edebiyat dünyasına çok açılamadım:) Alex’ten Allah razı olsun hem iş hem doktora hem makale hem patagonya hepsini birden idare etti. Son zamanlarda çok da ciddi şeylerle uğraşmadım aslında. Eğitim tüm vaktimi aldı. Serkan da patagonyaya uğramıyor hiç:)
En son uğraştığım şeyler; Cemal Süreya soyadındaki “y” harfini Sezai Karakoç’la girdiği iddia sonucu mu kaybetti, yoksa üvercinka’nın telefonunu hatırlayamadığı için mi? Şarap içmek haram JB, tekila, cintonik vb. içmek helal mi, yoksa hepsi haram mı? Polat gerçekten öldü mü? gibi şeyler.
Neyse, görüşürüz tekrar…
Henüz yorumlanmamış... →
Mayıs 31, 2009
Yazan: Serkan
Kategori: Ey Şehir
Karahisar Kalesi deyince birçoğumuzun aklına hemen gene aynı adla başlayan içli halk türküsü gelir. “Kalehisar kalesi yıkılır gelir” diye başlar türkü ama Afyon’da bulunan bu kale 3500 yıl önce Hititler tarafından yapılmış olmasına rağmen yıkılan yanları olmasına rağmen dimdik sarp kayaların zirvesinde Afyon’un incisi gibi parlamakta. Bu haftayı Afyon’da geçirdim. Benim için Afyon, İzmir’den Konya’ya gel-gitlerde yolun neredeyse tam ortasında olan bir geçit yeriydi.
devamını oku… →
Yorum (1)
Mayıs 31, 2009
Yazan: Alexandre Bey
Kategori: Günce
Geçen hafta cumartesi öğleden önce ve öğleden sonra iki farklı etkinliğe katıldım. İlki sabah 10:00′da başlayan Türkiye’de İslam ve Modernleşme adlı paneldi. Panelin ev sahibi MÜSİAD’dı. Panelin oturum başkanı Recep Şentürk, konuşmacılar ise Bedri Gencer, Ali Bulaç ve Yusuf Kaplan idi. Yaklaşık 2 saat süren harikulade bir program oldu. Alanında yetkin üç isim modernleşmeyi adeta zihnimize kazıdılar. Programla ilgili olarak, Gerçek Hayat dergisinin bu haftaki sayısında bir haber yaptım. Ayrıntıları oradan okuyabilirsiniz.
devamını oku… →
Henüz yorumlanmamış... →
Mayıs 31, 2009
Yazan: Alexandre Bey
Kategori: Duyuru
Üniversite’ye başladığımda kütüphanede dergi arşivini düzenlerken okumuştum Cahit Koytak şiirlerini. Bilge bir üslubu vardı. Daha sonra, İlk Atlas’ın izini sürdüm ve okudum. Cahit Koytak şiirleri için bir süre Defter dergisini takip ettim. 2006 yılında Ankara’da yaşamaya başladığımda, Altındağ Belediyesinin şiir gecesine sırf Cahit Koytak’ı görmek için gittim. O gece “Karanfil Makamında Caz Semaisi”ni okumuştu. Cahit Koytak’ı hala takip etmeye çalışıyorum. Dün Taraf Gazetesi’ni aldığımda manşetin üstünde bir haber gördüm. Cahit Koytak artık Taraf’ta yazacak diyordu bu haber. devamını oku… →
Henüz yorumlanmamış... →