Mayıs 10, 2008
Yazan: Alexandre Bey
Kategori: Ivır Zıvır
Çok da çaba gerektirmeyen yazılar yazdığımı söylüyor birileri. Ciddi yazılar yazmıyormuşum falan. Muro iki dakikada örgütlü mücadeleyi özetlerken benim sistem üzerine sayfalarca yazmış olmamın öneminin olmadığını düşünmeye başladım ben de. Her neyse, yazacağım başka şeyler de olacak elbette, çok yakında. Yazının bu aşamasından sonra da ciddi şeyler yazmayacağım bunu belirteyim. Geçenlerde 412′ye binecektim tam. devamını oku… →
Henüz yorumlanmamış... →
Mayıs 10, 2008
Yazan: ismet kara
Kategori: Günce

Gerçek Hayat’ın Yazı İşleri Müdür’ü Faruk Yücel’in pazartesi günü geçirmiş olduğu ameliyat için geçmiş olsun diler ve cenab-ı hakk’ın şifaasını tez elden ulaştırmasını dileriz.
Yorum (1)
Mayıs 09, 2008
Yazan: Warrior
Kategori: Şiir
Edebistan’daki bir yazımı sizlerle paylaşmak istiyorum:
Orhan Veli’yi dinliyorum gözlerim kapalı
O, evinin damlara bakan penceresinden limanı izlerken, kilise çanları durmadan çalarken ve geceleri yatağında tren sesi dinlerken, bir de karşı apartmandan bir kız sevmişken bu şehri bırakıp başka bir şehre gitmiştir. Gittiği Ankara’da gece dolaşırken düştüğü bir çukurda başından yaralanmış, daha sonra ise İstanbul’a dönmüştür. Döndüğünde, birkaç gün evinin penceresinden bu kez kavakları seyretmiş, gündüz yağan yağmuru ve gece doğan ayı izlemiş, yol mu para mı mektup mu derken 36 yaşında hayata gözlerini kapamıştır. Ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın 35 yaş şiiri Orhan Veli’ye ağıt olmuştur. devamını oku… →
Yorumlar (3)
Mayıs 08, 2008
Yazan: Alexandre Bey
Kategori: Ivır Zıvır
Geçen hafta çarşamba mıydı perşembe miydi tam hatırlamıyorum, Patagonya’ya erişim sorunu başladı. Teknik patronumuz Ali Usta‘ya ilettim durumu o da benden öğrenmiş oldu tabi. Aynı hostingi kullandığımızdan dertlerimiz ortak oldu. Her neyse aradan bir hafta geçti ve Ali Usta’dan msn’ime offline gönderilen mesajda erişim sorunun artık kalktığını öğrendim. Patagonya’yı açtığımda ise ekibin zaten bundan haberdar olduğunu gördüm, 3 yeni yazı vardı. Sevgili ismet kara’nın yazısını teknik sebeplerden ötürü silmek zorunda kaldım. Bir arkadaşımızın da 2 adet yorumu e-mailime moderasyon kuyruğunda görünüyor şeklinde gelse de, moderasyona baktığımda birşey göremedim. Yorumları için yine de teşekkür ederim. devamını oku… →
Yorumlar (6)
Mayıs 07, 2008
Yazan: Serkan
Kategori: Günce
Kısa adı ADAM olan Ankara Düşünce Araştırma Merkezi adından da anlaşıldığı gibi Ankara’da bir kaç iyi akademisyenin ‘düşünce namusunu’ ayakta tutmak için kurdukları nezih bir think-thank kuruluşu. Ankara’nın bir kaç güzel adamı İskender ve Mehmetle beraber Hakan Fidan’ı dinledik. Şu an Başbakan müsteşar yardımcısı olsa da biz onu Tika’dan tanıyor ve beğeniyoruz. Farklı ve güzel bir bürokrat, Allah yurdumun güzel insanlarının sayısını arttırsın.
Yorum (1)
Mayıs 07, 2008
Yazan: Serkan
Kategori: Ivır Zıvır

Simit fiyatlarını takip ederseniz en karlı yatırımın hangisi olduğunu anlarsınız. Gün içindeki dalgalanmalara bakarsanız ne dolar ne borsa simit fiyatlarındaki kadar inişli çıkışlı bir seyir izlemiyor. Sabah saatlerinde Kızılayda bir simiti 50 kuruşa alabilirsiniz. Kampanyalı simit satıcılar ise öğle saatlerinde 3 simiti bir yeni lirayada satabiliyor. Aynı simit akşam saatlerinde tavan yapıyor artık. Akşam saatlerinde Kızılayda 7 simiti bir yeni türk lirasına alabilirsiniz. Yediğimiz simitlerin kaç günlük olduklarını bilme şansına sahip değiliz ama içimden bir ses diyor ki; yediğimiz simitlerin hiç biri günlük değil.
devamını oku… →
Yorum (1)
Nisan 29, 2008
Yazan: Warrior
Kategori: Ey Şehir

Hava biraz kapalı, şehir biraz suskun, şehir biraz sisli, şehir biraz miskin, bulutlar biraz yoğun, maviye karaya boyanmış, evler yorgun yolların kenarında oturmuş, uzaklarda şimşekler bulutlara bağırırken yüzüne düşen birkaç damlayla elleriyle paltosunun yakalarını kaldırır ve daha hızlı adımlarla yürümeye başlar. Rüzgar saçlarıyla oynaşır, paltosunun eteklerini çekiştirir.
Artık insanların caddelerden çekilme zamanı gelmiştir. Şehir yağmurla buluşup damlalara yatak olurken, insanlar evlerine girmeli, bulutlar evlerle konuşmalı, caddeler, sokaklar, meydanlar yağmurla buluşmalıdır. devamını oku… →
Yorumlar (4)
Nisan 27, 2008
Yazan: KaRa
Kategori: Seyyah
Budapeşte’de bizi büyük tren garı (Keleti Palyaudvar) karşılıyor. Burada tren, başlıca ulaşım aracı, kolaylıkla her yere tren ve metroyla ulaşabiliyorsunuz. Bu yüzden şehrin pek çok yerinde büyük tren garları var.
Macaristan’ın başkenti Budapeşte, Tuna nehri tarafından ikiye ayrılıyor. Buda ve Peşte kısımları birbirinden biraz farklı. Buda daha eski ve tarihi binalara sahiplik ederken, Peşte daha modern görünümlü ancak Peşte kısmında da Buda’da her adım başı gördüğünüz eski binalar ve heykellere rastlıyorsunuz. devamını oku… →
Yorumlar (3)
Nisan 25, 2008
Yazan: Serkan
Kategori: Günce
Bu hafta sonu CHP 32. kurultayını gerçekleştirecekmiş. Diğer bütün partilerin kongre dedikleri genel merkez yöneticilerinin seçimine CHP kurultay diyor. Bizce sakıncası yok diyebilir. Ama benim itirazım ve kabullenmeyeceğim olgu CHP’nin 32. kurultayını yapıyor olması. Neden 32 düşündünüzmü bilmem. Ama ben biraz araştırdım ve CHP’nin birinci kurultay olarak 4 Eylül 1919′da yapılan Sivas Kongresini kabul ettiğini gördüm. 9 Eylül 1923 tarihinde Halk Fırkası olarak kurulan parti ilginçtir ki partinin kuruluşundan dört yıl öncesini birinci kurultay kabul ediyor. Tabi ki bu da beyefendilere hem kurtuluş savaşını kazananların partisi olma ayrıcalığını hem de Kuvvacı Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin devamı olma ayrıcalığını veriyor. Sivas Kongresi ve Kurtuluş savaşı kimsenin tekelinde değil, olamaz. Dolayısıyla CHP’nin bu argümanı kullanmasına itirazım var.
Henüz yorumlanmamış... →
Nisan 24, 2008
Yazan: Serkan
Kategori: Kitabiyat
Sıkı bir İsmet özel okuyucusu ve takipçisi olarak, onun Türklük üzerine söylediklerinin iyi anlaşılmadığını düşünüyorum. Onun Türklük üzerine söyledikleri ne Makro/mikro faşizmin ucuz bir uzantısı olarak ne de etnisiteye dayalı modernliğin ve miadı geçmiş ulus devlet milliyetçiliğinin izdüşümleri olarak değerlendirilmelidir. Türk olmak üzerine sıkı cümleler kuruyor. Sert yorumlar yapıyor. Alışık olmadığımız bir mecraya sokmaya çalışıyor bizi. Türklük, Türkleşmek, Türk olmak/kalmak üzerine söylediği her şeyi, onun durduğu yerle, bugüne kadar yapmak istedikleri ile beraber değerlendirmek gerekir. Türklük üzerine konuşmaya başladığı ilk günden itibaren onun söylemlerini çok post-modern bulmuştum. (Dolayısıyla Patagonya camiasına uyar) Söylemeye çalıştığı herşey modernizmin bizim topraklarımızda doğurduğu sıkıntıları/çatışmaları/sorunları aşmak ve post-modernizmin serin sularında biraz nefes almamızı sağlamaktı. devamını oku… →
Yorumlar (7)