Pata-Gonya

Postmodern Zihinsel Yaşam Ünitesi
Subscribe

Archive for the ‘Edebi Şeyler’

İnsan ancak…

Eylül 04, 2010 Yazan: KaRa Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

Bir kez daha anlıyorum ki, insan ancak kelimelerle, müzikle, renklerle yeni bir dünya, baştan bir dünya, gerçek bir dünya kurabilir. Yani insan ancak duvarlarını bunlarla yıkabilir,  şu toprağın üzerinde yer alan herkesin geçici olduğu gerçeğini yaşamının ortasına koyarak insan, “insan” olabilir. Güç ve kontrol sahibi olmak, hükmetmek yolunda mücadele ederek değil, bittiğini, biteceğini bilerek, her gün, her an hatırlayarak gerçekten varolabilir.  İnsan dünyanın ortasına kendini bir kazık gibi çakmaya çalışarak düşebilir, yine  insan yaşamının ortasına ölümü bir kazık gibi çakarak yükselebilir.

Yol evladı, yol ağabeyi

Mart 10, 2010 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Edebi Şeyler 1 Comment →

Bundan yaklaşık 8-9 yıl önce bir grup arkadaşla Darvakit adında bir dergi çıkarıyorduk. Patagonya’nın değerli kalemi Serkan ile tanışmamız da Darvakit’in o günlerine rastlar. Bize birbirinden güzel yazılar gönderdi en başından beri. O günlerden bugünlere “yol arkadaşlığımız” devam etti. Fethi Gemuhluoğlu “bel evladı değil yol evladı olmak lazım” der ya işte Serkan benim için bir yol evladı, yol ağabeyi. Serkan’ın Darvakit günlerinden yani 2002 yılından kalma “Hayata güzelleme olamaz” başlıklı yazısını alıntılıyorum size. (daha fazla…)

Bir şiir

Mart 05, 2010 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

2009 yılının bende izi kalan iki şiiri olmuştu. Bunlardan ilki İsmail Kılıçarslan’ın Fayrap’ta çıkan şiiri. Müthiş bir özeleştiriydi. Diğeri ise Vural Kaya’nın Perde adlı dergide çıkan şiiri. 2009 yılında bu iki şiiri oldukça beğenmiştim. 2010 yılında ise Ah Muhsin Ünlü’nün Afili Filintalar adlı blog sitesinde yayımladığı şiir bende izi kalacak bir şiir. (daha fazla…)

2009 Kültür Sanat Ödülleri

Ocak 01, 2010 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Duyuru, Edebi Şeyler, Ey Şehir, Feylesof, Kitabiyat, Musikî, Portre, Sosyoloji, İzlence, Şiir 3 Comments →

Patagonyalılar’ın heyecanla ödül beklediğini biliyorum. Buyrun o halde; 

Her yıl bir hikaye kitabı ile evimize misafir olan Mustafa Kutlu bu yılın da en güzel hikayesini yazdı. Köy kitapları toplayan Tahir Sami Bey’i çok beğendiğimizden hikaye dalında “Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı” adlı kitabıyla Mustafa Kutlu,

İlk kitabı Şiirler Çağla ile İsmet Özel’in işaret ettiği Süleyman Çobanoğlu’nun ikinci şiir kitabı 15 yıl sonra çıktı. Özellikle Tekfurun Kızı kitap çıkmadan dillere destan oldu. Çoğu yayınlanmamış şiirlerden oluşan Hüdayinabit’le şiir dalında Süleyman Çobanoğlu, (daha fazla…)

Küçük Dünya

Kasım 28, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler 2 Comments →

Babası çoktan yatmıştı. Odanın diğer tarafındaki yatakta uyuyan erkek kardeşinin nefes alış verişi çalar saatin saniyesinin çıkardığı sesin yanında çok soluk kalıyordu. Dışarıdan geç saate kalmış, büyük ihtimalle son seferini yapmış bir dolmuşun gürültülü motor sesini işitti. Daha sonra dolmuşun farları odasının duvarlarını bir anlığına aydınlattı. Bir anlık zamanda beş yıl önce kaybettiği annesinin resmini gördü. Şimdi onu göremese bile duvardaki çerçevede hala onun resminin olduğunu biliyordu.

Ayakkabı Fırlatacaksan Eğer….

Ekim 02, 2009 Yazan: Serkan Kategori: Edebi Şeyler 3 Comments →

Modernleşme her şeyi standartize eden bir gelişme hayatımızda. Gelin bizde son günlerde artarak devam eden ve bu gidişle daha da artacağa benziyen ayakkabı fırlama protestolarını standardize etmek için bazı öngörülerde bulunalım. Bundan sonra ayakkabı fırlatma ediminde/ eyleminde bulunmayı tercih ederseniz bu yazıyı okuyun;

1. AYAKKABI FIRLATMANIN İNCELİKLERİ

Kural 1; “Özgürlük ve hakikat uğrunda savaşa girdiğinde en iyi pantolonunu giyemeyeceksin” demiş şair. Ayakkabı fırlatacaksan en iyi ayakkabını fırlatmayacaksın. Geri vermiyorlar o ayakkabıları. Ucuz, kirli, eskimiş, boyasız, bakımsız, hatta ikinci el ayakkabıların varsa tercihen onları fırlat. Giymekten imtina ettiğin ayakkabılar varsa bu eylem için onları harca. Olur ya, hangi hakikat uğruna savaşıyorsan o hakikat savaşımında bir gün zaferi tadma şansına erişirsen zafer kutlamalarının neon ışıklarında parlasın rugan ayakkabıların. (daha fazla…)

Yitik Şehrin Köpekleri-11

Eylül 25, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

-Çok teşekkür ederim. Niye zahmet ettiniz!

-Yok canım, ne zahmeti

Biz kapı ağzında sohbet ederken altı yaşlarında bir erkek çocuğu yanımıza yaklaşıp kadının eteğinden tutup ilginç bakışlarıyla beni izledi. Benim de çocuğa meraklı gözlerle baktığımı görünce kadın açıklama yapma gereği duydu.

-Bu oğlum Kerem.

-Ha öyle mi?Çok tatlı çocukmuş. İçeri buyrun ayakta kaldınız.

-Rahatsız etmeyim sizi?

-Yok canım ne rahatsızlığı. İçerisi biraz dağınık ama kusura bakmayın.

-Önemli değil. (daha fazla…)

Yitik Şehrin Köpekleri-10

Eylül 19, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

18 

Son sınıfın son döneminde olmamıza rağmen üniversiteden atıldık. Bu karar karşısında ne yapacağımızı, ne diyeceğimizi daha doğrusu ne düşüneceğimizi bilemedik. Başımızdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Diplomayı almaya bu kadar az zaman kalmışken, sona bu kadar yaklaşmışken hakkımızda bu şekilde acımasız bir kararın verilmesi bizi gerçekten yıkmıştı. Muhsin’in anlattığına göre aslında bizi üniversiteden atmayı düşünmüyorlarmış. Çünkü mezun olmamıza neredeyse az bir süre kalmıştı. Her ne kadar bizi en ağır ceza ile cezalandırmak isteseler de eğitim hayatımızda geldiğimiz nokta itibariyle hocalar dört yılımızı bir hiçe çevirmeye razı olamamışlardı. Ancak yaptıklarımızın ve Muhsin’in sınıfta Hasan hocaya söylediklerinin de cezasız kalmasını istemiyorlarmış. Bu yüzden ne kadar hafif olduğunu düşünseler de uzaklaştırma cezası vererek noktayı koymak istemişler. Lakin o aralar ortaya atılan af dedikodusu hocaların aklına başka birşey getirmiş! (daha fazla…)

Yitik Şehrin Köpekleri-9

Eylül 03, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

16

Bu zor günlerimde Funda hiç yanımdan ayrılmadı. O yanımdayken sorunlar hep uzaktaydı. Onun her sözü bana herşeyin daha güzel olacağı yönünden güç ve ümit veriyordu. Ellerimi ellerine alarak “hadi üzülme, gül biraz” deyişi, başımı ellerinin arasına alarak “bak şurda mezun olmaya ne kalmış, elbette bunu da dikkate alırlar. Siz zaten yeterince cezanızı çektiniz” diyerek üzgün üzgün bana bakışı kalbimi sıkan mengeneyi gevşetiyordu.

Son yaşadıklarımızın etkisiyle Funda’yla daha bir yakın olmuştuk. Yaptıklarımızın küçük çocukların yaptıklarından hiç farkı yoktu. Bana “ağzını aç gözünü yum!” diyerek balık kraker yedirişi, elinde bayan parfümüyle beni kovalayışı, ellerime, yüzüme tükenmez kalemle resimler yapışı, dolmuşçu edasıyla “hişt fıstık, adın ne senin!” diyerek omuz atışı, yanyana yürürken çelme takmaya çalışması beni sıkıntılarımdan o kadar çok uzaklara götürüyordu ki! Hatta bir gün çelme takmaya çalışırken ikimizin ayakları birbirine dolanarak yere düşmüştük. Gözlerimin içine baktıkça içim sevgiyle doluyor, hayatın ne kadar da güzel olduğunu düşünüyordum. Bu duyguları daha önce tatmadığımın farkındaydım. Çünkü bu zamana kadar kimseyi bu kadar çok sevmemiştim. Kimseye bu kadar çok değer vermemiştim. (daha fazla…)

Yitik Şehrin Köpekleri-8

Eylül 02, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

14

Muhsin akşam telefonla aradı. Sesi öfkeli geliyordu. Disiplin kurulu savunmamızı istiyordu. İdeolojik amaçlı huzur ve sükunu bozmuşuz! “zengin piçleri” kelimesini duymayan kalmamış! Muhsin’in kapıya attığı yumruğu burdan duymuştum.

Ertesi gün bu öfkeyle fakülteye gittik. Dövdüğümüz çocuklardan birisinin babası olan ve aynı zamanda disiplin kurulu üyesi Hasan hocanın İnsan Kaynakları dersine girdik. Dersi can kulağıyla dinliyorduk.

“yetişmiş insan gücü, şirketler için en önemli kaynaktır. Nitelikli işgücü sayesinde maliyetler düşebilir, yönetim daha etkin bir organizasyon yapısı oluşturabilir.”

Hasan hocayla sürekli göz göze geliyorduk. (daha fazla…)