Pata-Gonya

Postmodern Zihinsel Yaşam Ünitesi
Subscribe

Archive for the ‘Ey Şehir’

2009 Kültür Sanat Ödülleri

Ocak 01, 2010 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Duyuru, Edebi Şeyler, Ey Şehir, Feylesof, Kitabiyat, Musikî, Portre, Sosyoloji, İzlence, Şiir 3 Comments →

Patagonyalılar’ın heyecanla ödül beklediğini biliyorum. Buyrun o halde; 

Her yıl bir hikaye kitabı ile evimize misafir olan Mustafa Kutlu bu yılın da en güzel hikayesini yazdı. Köy kitapları toplayan Tahir Sami Bey’i çok beğendiğimizden hikaye dalında “Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı” adlı kitabıyla Mustafa Kutlu,

İlk kitabı Şiirler Çağla ile İsmet Özel’in işaret ettiği Süleyman Çobanoğlu’nun ikinci şiir kitabı 15 yıl sonra çıktı. Özellikle Tekfurun Kızı kitap çıkmadan dillere destan oldu. Çoğu yayınlanmamış şiirlerden oluşan Hüdayinabit’le şiir dalında Süleyman Çobanoğlu, (daha fazla…)

Karahisar Kalesi

Mayıs 31, 2009 Yazan: Serkan Kategori: Ey Şehir 1 Comment →

Karahisar Kalesi deyince birçoğumuzun aklına hemen gene aynı adla başlayan  içli halk türküsü gelir. “Kalehisar kalesi yıkılır gelir” diye başlar türkü ama Afyon’da bulunan bu kale 3500 yıl önce Hititler tarafından yapılmış olmasına rağmen yıkılan yanları olmasına rağmen dimdik sarp kayaların zirvesinde Afyon’un incisi gibi parlamakta. Bu haftayı Afyon’da geçirdim. Benim için Afyon, İzmir’den Konya’ya gel-gitlerde yolun neredeyse tam ortasında olan bir geçit yeriydi.

(daha fazla…)

Ankara’dan Gazze’ye Bin Selam/Bin Dua

Ocak 18, 2009 Yazan: Serkan Kategori: Ey Şehir 6 Comments →

Başkent kendine yakışanı yaptı. Başkentliler alınlarının akıyla doldurdular Sıhhiye meydanını. Başkentliler ve çevre illerden binlerce gönül, binlerce yürek dua oldu, umut oldu, öfke oldu, Filislinti oldu ve doldurdular Sıhhiye meydanını. Çocuklarıya geldiler, anneleriyle, eşleriyle, kızlarıyla, üç nesil birlikte geldiler. Ne güzeldi havaya kalkan yumruklar, ne büyüktü yürekten yapılan dualar, ne muhteşemdi delikanlıların/gençkızların meydanlara koşması. Gördük ki alanlarda büyüyecek nice küçük çocuklar varmış. (daha fazla…)

Benim Penceremden Kütahya

Ocak 10, 2009 Yazan: Serkan Kategori: Ey Şehir, Günce 2 Comments →

 Mecburiyet Caddesinde karşıdan karşıya geçerken yavaş davrananlara “de yörük de gali” diye başlıyalanların memleketi diyelim Kütahya’ya. Bütün orta ölçekli anadolu şehirlerinde vardır mecburiyet caddesi.

Şehrin bütün ticari ve eğlence hayatı bu cadde üzerindedir, bir yerden başka yere gitmek için bu ana caddeyi kullanmak zorundasınızdır, bunun için mecburiyet caddesi deniyor galiba.

(daha fazla…)

Yaşanmaz buralarda

Ekim 31, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Ey Şehir, Günce 8 Comments →

Yine yılın aynı zamanı. Kuşların ağaç dalları yerine binaların pencere pervazlarında ya da çatı çıkıntılarında yaşamaya çalışması şehrin ne kadar da yaşanmaz hale geldiğini ne de güzel gösteriyor. Anayola kıvrılarak çıkan tali yollarda birkaç araba kaldırım kenarına o kadar sığınmış ki korkaklığı elbisenize siniyor. Gri olanın sönmüş lastiği ve kirli kaportası daha uzunca bir süre kullanılmayacağını söylüyor. Sileceklerine takılıp düşemeyen yapraklar da bu şehrin ağaçlara da yaşama hakkı tanımadığını fısıldıyor.

Önceden yapraklar sararıp gazel olur yollara düşer, rüzğar estikçe sarmaş dolaş dans ederlerdi. Biz de hayat bizden ne aldı ne verdi diye geçen yılların hesabına yapardık. Şimdi sadece ileriye bakıyoruz, daha iyi yaşayabilmek için. Halbu ki şehir bizim için de yaşanmaz hale geldi. (daha fazla…)

Kalabalıklar…

Ekim 16, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ey Şehir 1 Comment →

Geçtiğimiz hafta ilk defa otobüsten inip başka bir otobüse binmek için hızlı adımlarla Üsküdar Meydanı’nı geçtim. Beykoz otobüsüne bindiğimde zihnim karmakarışık sorularla doldu. İnsanların aceleci adımlarla bir yerden bir yere hareket ettiklerini gördüğümde şehrin insanları ne kadar dönüştürdüğünün hesabını yapıyordum. Öyle ki kent, hızlı yaşama biçimiydi algılarıma göre. Şimdi aynı kentin esiri olmuştum sanki. Akşam, Üsküdar’da denizin kenarında oturup bir bardak çay içtim. Özgürlük budur işte diyecek değilim, zira kentliler bir bardak çay ile kendilerini kandırıyorlar.

Varoşlarım…

Haziran 19, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Ey Şehir 4 Comments →

VaroşKüçük kare kare evler, içindeki hayatlar gibi birbirine benzer şekilde yanyana dizilidirler. Gece sapsarı camları, gündüz kalem gibi bacalarından dumanı tüten ama hareket etmeyen trenler gibi öylece beklerler. Sabahları toprak yollarda ayakkabıları çamur olmuş boyboy öğrencileriyle güne merhaba derler. Kiminin saçları iki kulak kimininki örgü örgü olmuş, ellerinde bir ömür kadar ağır çantalarıyla yokuştan aşağı inerken önce ayakları sonra minik gövdeleri sonra tokalı saçları kaybolur. Yokuşun ufukla kesiştiği nokta her sabah olduğu gibi gri ve belirsizdir… (daha fazla…)

Mesele: Klişeleştirilebilmek Yada Klişeleştirilebilememek

Haziran 04, 2008 Yazan: dudayeva Kategori: Ey Şehir 3 Comments →

şimdi. canım müthiş derecede klişeleşmek istiyor. istemek biryana, gelzaman-gitzaman klişeleşememiş olmaktan dolayı muzdaribim. bazen, “ya hu bu kadar geçmiş zamanlar figüranı olmıyayım” diyorum. ciddiyim. kendi içsel devinimlerimi sorgulamak bana ağır geliyor. birileri kent soylu olmanın insanı soysuzlaştıracağına atıfta bulunurken, ben halihazırda, köykent projesinde tiyatro olarak açılan şeyin bizzat köyün kentlileri tarafından ahıra dönüştürülmesini ayakta alkışlıyorum. hatta diyorum ki: “ıslık çalmasını bilseydim, kesin ıslık çalar; vehatta 3 kişi olsak meksika dalgası da yapardım.”

(daha fazla…)

Ma’lûlâ İçin Bazı Anektodlar

Mayıs 14, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ey Şehir 2 Comments →

Adem Özköse, Gerçek Hayat dergisinin 9 mayıstaki sayısında Malula’yı anlatmış. Malula, Şam’a yaklaşık 45 kilometre uzaklıkta bulunan bir köy. 4 bin nüfuslu köyde Müslüman ve Hristiyanlar birarada yaşıyor, Müslüman nüfus 1400 civarındaymış, Hz. İsa’nın konuştuğu dil olan Aramice’nin dünyada konuşulduğu tek yer burası. Malula, Aramice’de “geçiş yeri, geçit” anlamına gelmekteymiş. Malulalılar hem Aramice’yi hem de Arapça’yı kullanıyorlarmış günlük yaşamda. Müslümanlar arasında bile Aramice bilenler varmış. Aramiler, Milattan Önce iki bin yılının son çeyreğinde Suriye çölünde yaşamış, daha sonra Basra Körfezi’nden Amanos Dağları’na kadar yayılmış eski bir kavim. Süryanice de Arami dilinin alt dallarından birini oluşturuyormuş. (daha fazla…)

Benim yağmurum vardı…

Nisan 29, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Ey Şehir 5 Comments →

Srteet

Hava biraz kapalı, şehir biraz suskun, şehir biraz sisli, şehir biraz miskin, bulutlar biraz yoğun, maviye karaya boyanmış, evler yorgun yolların kenarında oturmuş, uzaklarda şimşekler bulutlara bağırırken yüzüne düşen birkaç damlayla elleriyle paltosunun yakalarını kaldırır ve daha hızlı adımlarla yürümeye başlar. Rüzgar saçlarıyla oynaşır, paltosunun eteklerini çekiştirir.

Artık insanların caddelerden çekilme zamanı gelmiştir. Şehir yağmurla buluşup damlalara yatak olurken, insanlar evlerine girmeli, bulutlar evlerle konuşmalı, caddeler, sokaklar, meydanlar yağmurla buluşmalıdır. (daha fazla…)