Pata-Gonya

Postmodern Zihinsel Yaşam Ünitesi
Subscribe

Archive for Mart, 2008

Bir Perşembe Akşamı Ankara

Mart 28, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Günce 2 Comments →

“Metafiziksiz şehir” İzmir’den ayrıldığımdan ve Ankara’ya yerleştiğimden beri “akdenizin ufka doğru mora çalan mavisini” her gün görmenin ne büyük bir ayrıcalık olduğunu farkettim. Büyük konuşmuşum İzmir senin hakkında, sanki özlüyor gibiyim seni. Perşembe akşamını Ankara’da ikincisi düzenlenen kitap fuarında geçirdim. Kitap fuarlarını çok severim ve bu sevgiden dolayı İzmir’deki tüm kitap fuarlarında stand açmışımdır. Ankara çok sönük geldi bana. Mekan korkunç kötü düzenlenmiş, temizlik insanın içini karartacak kadar kötü ve insan çok az. Ama bütün bu olumsuzluklar içinde İtin Biri, Yılgın Türkler kitaplarının yazarı Bülent Akyürek’le tanışma fırsatını sundu bana. Hoş muhabbet biri. Yeni çıkan iki kitabından da imzalayarak verdi bana. Ankara’ya yakışır bir kitap fuarı görmek dileğiyle.

İzin verirseniz biraz uyumak istiyorum:)

Mart 27, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Günce 1 Comment →

Efendim iki gündür benim intihar etmiş olabileceğim düşüncesiyle arkadaşlar telefonlara sarılmış arıyorlar:) Bana ulaşamayanlar, bana ulaşabilecek birilerine ulaşmaya çalışıyorlar. Halbuki telefona bakamayışım her zamanki problemlerden kaynaklanıyor. Ya araba dolmuş gürültüsünden duymuyorum ya da uykumu bölüp bakmaya üşeniyorum. Telefonda mutlu sesimi duyunca ise herkesde bir şaşırma oluyor. (daha fazla…)

Paradigmalar Dünyası

Mart 27, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Sosyoloji No Comments →

 Alain Touraine, müslümanların modernleşmeden uzaklaştıkça köktendincileştiğine inanan, müslüman olmanın dünyanın her yerinde değişik toplumsal göstergelerle ortaya çıktığını ve İslam dünyası olarak adlandırılan coğrafi yapının cemaatleştirilmemesi gerektiğine inanan, demokrasinin ve insancıl küreselleşme olarak adlandırabileceğimiz düşüncelerin savunucusu Fransız bir düşünür.   1925 doğumlu olan yaşlı bilge hepimizin yakından tanıdığı Nilüfer Göle’nin de asistanlık yaptığı yıllardaki hocasıdır. (daha fazla…)

Harita Okuma/Yapma Biçimi Üzerine

Mart 26, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Ivır Zıvır No Comments →

Mercator isimli bir haritacı denizcilerin yollarını kolay bulmaları amacıyla 16. yy’da kendi ismi ile anılacak olan bir teknikle, Mercator İzdüşümü yöntemini kullanarak dünya haritasını kağıt üzerine yerleştirme başarısını göstermiştir. Dünyadaki kıtaların yüzölçümlerinin belli bir ölçekte kağıt üzerine düşülme yönteminin kusurları çok geçmeden gün yüzüne çıkar. Buraya kadar ilginç olan bir şey yok. Ancak işin ideolojik yanı burdan sonra başlar.  Bu haritalara göre Kuzey yarımkürede yer alan ülkeler Güney yarımküredekilere göre daha büyük gösterilmiştir. Halen kullanmakta olduğumuz haritalarda Kuzey Amerika kıtası Afrika kıtasından 1.5 kat daha büyük çizilmiştir. Oysa Afrika kıtası Kuzey Amerika kıtasından 6 milyon kilometre kare daha büyüktür. (daha fazla…)

Bir bardak çay ve Mezopotamya Ovası

Mart 25, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Seyyah No Comments →

Yürümeye devam edelim. Hayat ne kadar olanca hızıyla devam etse de, bir sürü sorun ve meşgale elleriyle yakamdan tutup kendileriyle konuşmaya ve ilgilenmeye beni ne kadar zorlasa da gece balkona çıkıp gözlerimi kapadığımda kendimi tekrar Mardin’in huzur ikliminde buluyorum. Ben oralardan ne kadar da uzak olsam ruhum, huzur bulduğu sokaklardan hala ayrılamadı. Belki ne kadar hengamenin içine dalsam ruhum o kadar buralardan gitmek istiyor. (daha fazla…)

Haftasonu

Mart 24, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ivır Zıvır No Comments →

Cumartesi günü kıymetli dostum Serkan ile bir kahvaltıya katıldık. Kahvaltıda Halil İnalcık hoca da vardı. 15-20 dakikalık bir konuşma yaptı. N. Kurtulmuş da kısa bir konuşma yaptı. Kısa günün kârıydı bunlar bizim için.

 Ayrıca, Serkan’ın ilk kitabı çıktı. En kısa sürede kitabı okuyup değerlendirmeleri buraya aktaracağım.

Kartaca Üzerine İki Anektod

Mart 20, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ey Şehir No Comments →

Mustafa Armağan’ın Şehir Asla Unutmaz* adlı kitabının Şehirlerin Ruhu başlıklı bölümünde Kartaca şehrinin ruhuna ilişkin olarak Ivan İllich’in anlattığına göre iki beyaz öküz tunçtan bir sabana koşularak sağdan sola (içten dışa) doğru şehir için seçilmiş mekanda dolaştırılmış ve bir “Kutsal çember” oluşturulmuş. Bu çember, şehir surlarının yapılacağı yerdir ve şehrin içi artık tılsımlanmıştır. (daha fazla…)

Ey Zinciriye!beni duyuyor musun?

Mart 19, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Seyyah 2 Comments →

Zinciriye Medresesine doğru giden merdivenleri çıkarken, yolların, taşların, evlerin ve gökyüzünün sesini duyabiliyordum artık. Şehirlerin gerçekten de sadece kendilerinin duyabilecekleri bir dili varmış. Bu sesi bizlerin de duyabilmesi için insanları susturup taşların kendi aralarındaki fısıltılarına dikkat kesilmek gerekiyor. Birbirlerine ne kadar da yaşlandıklarını, artık sessizlik ve huzur aradıklarını söylüyorlardı. Demin yanından geçtiğim duvar, yer yer çatlamış ve kırılmış kaldırımlara yıllarca ayakta durmaktan ne kadar yorulduğunu anlatıyor, bir ev diğerine artık içinde çocuk seslerinin duyulmadığını, pencerelerinden artık paspas silkelenmediğini söylüyor, (daha fazla…)

qazaq

Mart 17, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ivır Zıvır No Comments →

Sözlükteki pek kıymetli badim, beni şükelalara boğan sevgili qazaq’ın sözlükten uçurulduğunu öğrendim. Kıymetli arkadaşıma geçmiş olsun, üzgünüm. Son dönemde badi listemdeki kan kaybı artarak devam ediyor. Akıbetler hayrolsun.

Saygı

Mart 14, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ivır Zıvır 2 Comments →

Bugün sosyal güvenlikle ilgili eylem vardı iş yerinde. Katılmadım. Kanunun getiri yada götürülerini tartışacak değilim. Ama devlete katma değeri olmayan, haftanın iki günü sevk alarak hastaneye gitme bahanesiyle işe gelmeyen, iş yapmayan sözde emekçilerle aynı saflarda bulunmak istemedim. Odamdan çıkmadığım için ıslıkladılar beni, “yuh sana” diye bağırdılar. Kavgaya doğru gidiyordu ortam ama büyümedi daha fazla. Sonra yuh olsun diyenler eylemden sonra gelip özür dilediler. Özürlerini kabul etmedim ve bundan sonra sizinle paylaşacak bir şeyim yok dedim. Emek kutsal birşeydir bunu biliyorum. Ama önce emek göstermek gerek…

 Hayat ne tuhaf, eylemler filan.