Pata-Gonya

Postmodern Zihinsel Yaşam Ünitesi
Subscribe

Archive for Nisan, 2008

Benim yağmurum vardı…

Nisan 29, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Ey Şehir 5 Comments →

Srteet

Hava biraz kapalı, şehir biraz suskun, şehir biraz sisli, şehir biraz miskin, bulutlar biraz yoğun, maviye karaya boyanmış, evler yorgun yolların kenarında oturmuş, uzaklarda şimşekler bulutlara bağırırken yüzüne düşen birkaç damlayla elleriyle paltosunun yakalarını kaldırır ve daha hızlı adımlarla yürümeye başlar. Rüzgar saçlarıyla oynaşır, paltosunun eteklerini çekiştirir.

Artık insanların caddelerden çekilme zamanı gelmiştir. Şehir yağmurla buluşup damlalara yatak olurken, insanlar evlerine girmeli, bulutlar evlerle konuşmalı, caddeler, sokaklar, meydanlar yağmurla buluşmalıdır. (daha fazla…)

Macaristan

Nisan 27, 2008 Yazan: KaRa Kategori: Seyyah 4 Comments →

Budapeşte’de bizi büyük tren garı (Keleti Palyaudvar) karşılıyor. Burada tren, başlıca ulaşım aracı, kolaylıkla her yere tren ve metroyla ulaşabiliyorsunuz. Bu yüzden şehrin pek çok yerinde büyük tren garları var.
Macaristan’ın başkenti Budapeşte, Tuna nehri tarafından ikiye ayrılıyor. Buda ve Peşte kısımları birbirinden biraz farklı. Buda daha eski ve tarihi binalara sahiplik ederken, Peşte daha modern görünümlü ancak Peşte kısmında da Buda’da her adım başı gördüğünüz eski binalar ve heykellere rastlıyorsunuz. (daha fazla…)

İtirazım Var

Nisan 25, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Günce No Comments →

Bu hafta sonu CHP 32. kurultayını gerçekleştirecekmiş. Diğer bütün partilerin kongre dedikleri genel merkez yöneticilerinin seçimine CHP kurultay diyor. Bizce sakıncası yok diyebilir. Ama benim itirazım ve kabullenmeyeceğim olgu CHP’nin 32. kurultayını yapıyor olması. Neden 32 düşündünüzmü bilmem. Ama ben biraz araştırdım ve CHP’nin birinci kurultay olarak 4 Eylül 1919′da yapılan Sivas Kongresini kabul ettiğini gördüm. 9 Eylül 1923 tarihinde Halk Fırkası olarak kurulan parti ilginçtir ki partinin kuruluşundan dört yıl öncesini birinci kurultay kabul ediyor. Tabi ki bu da beyefendilere hem kurtuluş savaşını kazananların partisi olma ayrıcalığını hem de Kuvvacı Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin devamı olma ayrıcalığını veriyor. Sivas Kongresi ve Kurtuluş savaşı kimsenin tekelinde değil, olamaz. Dolayısıyla CHP’nin bu argümanı kullanmasına itirazım var.

İsmet Özel’in Türklüğü

Nisan 24, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Kitabiyat 10 Comments →

Sıkı bir İsmet özel okuyucusu ve takipçisi olarak, onun Türklük üzerine söylediklerinin iyi anlaşılmadığını düşünüyorum. Onun Türklük üzerine söyledikleri ne Makro/mikro faşizmin ucuz bir uzantısı olarak ne de etnisiteye dayalı modernliğin ve miadı geçmiş ulus devlet milliyetçiliğinin izdüşümleri olarak değerlendirilmelidir. Türk olmak üzerine sıkı cümleler kuruyor. Sert yorumlar yapıyor. Alışık olmadığımız bir mecraya sokmaya çalışıyor bizi. Türklük, Türkleşmek, Türk olmak/kalmak üzerine söylediği her şeyi, onun durduğu yerle, bugüne kadar yapmak istedikleri ile beraber değerlendirmek gerekir. Türklük üzerine konuşmaya başladığı ilk günden itibaren onun söylemlerini çok post-modern bulmuştum. (Dolayısıyla Patagonya camiasına uyar) Söylemeye çalıştığı herşey modernizmin bizim topraklarımızda doğurduğu sıkıntıları/çatışmaları/sorunları aşmak ve post-modernizmin serin sularında biraz nefes almamızı sağlamaktı. (daha fazla…)

İsmet Özel

Nisan 23, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Ivır Zıvır 4 Comments →

21.04.2008 tarihinde Nagehan Alçı İsmet Özel’le bir röportaj yapmış. Yazılanları okuyunca gözlerime inanamadım. Irkçılık ve kafatasçılık kokan cümleler. Dün solcuydu, sonra İslamcı oldu, bugün Irkçı, bakalım yarın ne olacak… Nihat Genç’in yanına yolluyorum, Sky Türk’te birlikte program yapsınlar. Röportajdan bazı parçalar:

İsmet Özel: “Bana göre kafirle çatışmaya göze alan Müslümana Türk denir.”

Nagehan Alçı: “-Sizin tanımınıza göre Türk, kafirle çatışmayı göze alan Müslüman, değil mi?

-Evet, göze almak yeterli. Çatışma şart değil.

-Ama Müslüman olmak şart?

-Evet, Müslüman olmayan Türk olmaz. (daha fazla…)

Yolculuk Üzerine Notlar

Nisan 22, 2008 Yazan: KaRa Kategori: Seyyah 1 Comment →

*Yeni bir  şehre gitmek, uzun yıllar boyunca kurduğun hayalin gerçeğe dönüşüne şahitlik etmek gibi. Gerçeğe dönüşen her şey hayali tüketerek var oluyor, bu yüzden hayal ettiğimizden az-çok farklılaşıyor ancak yine de güzel, belki böylesi daha da güzel çünkü farklı oluşuyla bize yeni bir hayalin kapılarını aralıyor…

*Yolculuk insanı yeni bir pencerenin önüne getiriyor. Dünyaya başka pencerelerden bakabilmek adına yerinizden kalkıyor ve yürüyorsunuz, gittiğiniz yerlere yine kendi pencerenizin elverdiği ölçüde bakabilseniz de, her seferinde bakışınızın biraz daha genişlediğini, açıldığını fark ediyorsunuz. Pencerenin sonsuza açılımı ise ancak ölümle gerçekleşiyor, gerçek yolculukla… (daha fazla…)

Gözümün Nuru

Nisan 22, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Günce 3 Comments →

Gerçek Hayat dergisinin 391′inci sayısında Suavi Kemal “Gözümün Nuru: Namaz” başlıklı bir dosya hazırlamış. Leyla İpekçi’nin söyledikleri dikkatimi çekti:

“Her birimiz namazda kişisel miraçlarımıza yükselmekteyiz. Âlemdeki tüm varlıkların hakikatini kendinde toplayan insanın bu özelliğini en iyi anlatan ibadetin doğrusal, yatay ve zikzak hareketlerden oluşan namaz olduğu vurgulanır. İbn Arabi namazdaki doğrusal hareketin âlemi yokluktan varlığa çıkardığını söyler. Kıyam ederken kıyametin yeniden diriliş, ayağa kalkış hakikatini sezebiliriz, daldığımız yolculukların sırrı kalbimizde, kalbimizdeki de O’nun bilgisindedir şüphesiz.” diye devam ediyor. (daha fazla…)

İstersen 1 milyar ol, sıfıra çarparsan sıfırlanırsın!

Nisan 21, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Ivır Zıvır 4 Comments →

Son 6 yılda almış olduğum kararların hepsi yanlış çıktı. Hiçbiri de beni mutlu etmedi. En kötüsü de bu kararları hayatımı kurarken almış olmamdır. Tamam hayatta hata yapılır ama bu yıllarda yapılmaması gerekirdi, daha dikkatli olmam gerekirdi. Bir de o kararları alırken ne kadar inat ettim bilemezsiniz. Daha da kötüsü bu kararları özgür irademle aldım, kimse karışmadı, kimse zorlamadı, kimse müdahale etmedi, benim için doğru olanı yaptığıma inandım. Keşke müdahale etselerdi. En azından suçlayacak birilerini bulur vicdanımı biraz olsun rahatlatırdım. Tüm hataların sonuçlarını tek başına taşımak ve başkalarını da suçlayamamak ne kadar iç acıtır bilemezsiniz. Hayatımıza dair almış olduğumuz kararların doğru mu yanlış mı olduğunu niye 5-10 yıl sonra anlarız?Çok riskli bir iş… (daha fazla…)

Bir evim olsa…

Nisan 18, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Günce 4 Comments →

kamyonlar kavun taşır ve ben

boyuna onu düşünürdüm

kamyonlar kavun taşır ve ben

boyuna onu düşünürdüm

Niksar’da evimizdeyken

küçük bir serçe kadar hürdüm… (C.Külebi)

İlkokulda resim defterime çizdiğimki kadar güzel bir evim olsun isterdim. (daha fazla…)

Meksikalı

Nisan 17, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ivır Zıvır 9 Comments →

Meksika Sınırı adında bir program var Haber 7 TV’de. Programı duymadım, izlemedim diyenler aşağıda yazacaklarımı da okumasınlar, çünkü pek bir anlam yüklemeyebilirler. İsmail Kılıçarslan, Tarık Tufan ve Selahattin Yusuf üçlüsü (hakem triosu gibi oldu ama neyse) farklı, adrenalini bol, nitelikli, ezberbozan, önemli bir program yapıyorlar. Programın adı biliyorsunuz (bilenler bilmeyenlere anlatmasın) Meksika Sınırı, Mehmet Efe’nin şiirinden mülhemle seçilmiş. (daha fazla…)