Pata-Gonya

Postmodern Zihinsel Yaşam Ünitesi
Subscribe

Archive for Mayıs, 2008

Uçan Balon Olmak…

Mayıs 31, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler 8 Comments →

En çok tutsak edilmek istenenler özgürlüğe en çok yatkın olanlar, kendini özgür sananlar ise en çok tutsak olanlardır. Ve tutsaklar da özgürleri tutsak ederek özgürleşeceğini sandılar. Bu yüzden küçüklüğümde balıkları akvaryuma, kuşları kafese kapatıp, uçan balonlara ip takmadım mı…

Özgür olanı elde etmek sahip olabileceğimiz en büyük güçlerden biri değil midir! Belki de tusaklığımıza arkadaş arayışımızdan, aynı kadere mahkum etmek isteyişimizdendir. Neden uçsuz bucaksız okyanuslarda yüzmesi gerekirken küçücük bir cam kutuda yüzen balıkları saatlerce seyreder, neden en uzak göklerde uçması gerekirken küçücük bir kafeste yaşayan kuşları seyretmekten zevk alırız. Çünkü biz ne okyanusta özgürce yüzebildik ne de gökte olabildiğince uçabildik. (daha fazla…)

II.Meşrutiyetin Yüzüncü Yılı

Mayıs 28, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Günce, Sosyoloji 4 Comments →

II. Meşrutiyet ilan edileli, yani Abdülhamit tahttan indireli yüz yıl olmuş.Meşhur Bab-ı Ali baskını olarak nitelendirilen olaylar sonucunda İttihat ve Terakki’nin iktidara yürüyüşünün yüzüncü yılındayız. İTC’nin üç atlısı Enver, Talat ve Cemal paşaların iktidarı ellerine alışları, 1912-1918 yıllarında tüm dünyada toprak ve insan kaybetmemizi sağlayışlarının yüzüncü yılı. Yaşayanlar arasında İttihat ve Terakki hayranları olduğu gibi nefret edenleri de çoktur. Ben bu vesileyle sadece şunu demek istiyorum; biraz Şerif Mardin, biraz Halil İnalcık, Feroz Ahmad ve E.J. Zurcher okuma zamanı.

İstanbulname

Mayıs 28, 2008 Yazan: dudayeva Kategori: Seyyah 9 Comments →

Tarih 24 Mayıs. Öğrencilikten kalma ekonomik alışkanlığım icabı, 15 saatlik uzun bir yolculuğu göze alarak çıktığım İstanbul yolculuğunu 2 saat rötarlı olarak noktaladım. Tren Haydarpaşa sınırlarına girdiğinde saat 12:00 olmak üzereydi. Bir kaç aydır İstanbul’a gelmişliğim yoktu. Dolayısıyla özlemiştim İstanbul’u. Taşına-toprağına yüzümü sürmesem de, boğazı hasretle izledim diyebilirim. Aslına bakarsanız, boğazdan ziyade beni heyecanlandıran başka bir etken vardı. Şöyle ki. Daha önce isimlerine aşina olduğum, yazılarını takip ettiğim bir çok büyüğümle ilk kez görüşecektim. (daha fazla…)

Necip Fazıl

Mayıs 26, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Şiir 5 Comments →

 “Anlamak yok çocuğum anlar gibi olmak var

Akıl için son tavır, saçlarını yolmak var”

Bugün Necip Fazıl Üstadın doğum yıldönümü…

……….

Seni korkutacak geçtiğin yollar,

Arkandan gelecek hep ayak sesim.

Sarıp vücudunu belirsiz kollar,

Enseni yakacak ateş nefesim (daha fazla…)

Seni Seviyoruz Savunan Adam

Mayıs 26, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Günce 1 Comment →

Bu sitede her ne kadar günlük siyasete girmemek gibi bir düşüncemiz olsa da Erbakan Hoca’nın dün cezasını çekmek üzere Edremit’e gittiğini gördüğümde bir kez daha siyasete karışmak istedim. 30 yıllık bir hareketin lideri. Beğenirsiniz/beğenmezsiniz ama Türkiyê’deki İslamcılık adına ete kemiğe bürünmüş, toplumsal gerçeklik kazanmış çok şeyin altında imzası vardır hocanın. İsmet Özel’in dediği gibi “o kadar az şey istiyordunuz ki, hiç bir şey vermesek de olur dediler”.

(daha fazla…)

Zaman Üzerine Düşünmek

Mayıs 23, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Feylesof No Comments →

Zaman Nedir? Bu sorunun cevabı üzerinde düşünmek bile başlı başına büyük bir problemdir. Zaman nedir sorusunun cevabını bilmenin bize ne kazandıracağı ortaya konmadan zaman sorunu üzerinde düşünmek bize çokta anlamlı gelmeyebilir. Augustinus zaman konusunda, eğer hiç kimse bana sormazsa ne olduğunu biliyorum, ama bir soran olur da açıklamaya kalkarsam, bilmiyorum, demiş. Eğer geçmiş artık yoksa, gelecek henüz olmamışsa, şimdi de hep şimdi değilse, bu durumda zamanın nasıl varolacağıdır asıl sorun. Söylediklerimiz, yazdıklarımız, anladıklarımız ve yaşadıklarımızla doğrudan ilgilidir zaman. Zaman üzerine düşünmek kuru bir felsefe biçimi üzerine düşünmek değildir. Tutarlı ve bütüncül bir öğreti ortaya koyabilmek için zamanı, varlığı bir başka deyişle ontolojiyi, epistemelojiyi sağlam delillere dayandırmak gerekir. (daha fazla…)

Konferans ve Müzakere Davetiyesi

Mayıs 22, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Sosyoloji No Comments →

KONFERANS

“MODERN İLİMLERİN ORTAYA ÇIKIŞININ SOSYOLOJİK ARKA PLANI”

KONUŞMACI
Prof. Dr. Korkut Tuna

24 Mayıs 2008 Cumartesi Saat: 14.00 (daha fazla…)

Hayat Ne Garip Koyunlar Falan

Mayıs 21, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ivır Zıvır 2 Comments →

Bu blogda siyaset/politikadan bahsederek zihin kirletmek istemiyorum. Oldum olası sevemedim gitti zaten. Dün akşam, önceki gün, geçen ay, 3-5 yıl kadar önce hep aynı şeylere tanıklık ediyor olmak tiksindiriyor artık. Kelli felli adamlar, ablalar, abiler televizyonlara çıkıp temaşa ediyorlar. Ortalama insandan, sürü psikolojisinden dem vuruyorlar. Cehaletlerini parayla aldıkları diplomalarla örtbas etmeye çalışıyor bazı zevat. Bir tarafta emekçi kısmı küçümserken diğer tarafta sermaye sahipleri emekçiliğe övgüler düzüyor. (daha fazla…)

19 Mayıs; Neşe Doluyor İnsan

Mayıs 20, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Günce 7 Comments →

Aslında dün yazmak istiyordum bu yazıyı. Malum, 19 Mayıs itibariyle kapalı mekanlarda sigara içmek yasaklandı. Bu uygulamayı destekliyorum ve yasağı koyanları tebrik ediyorum. (Böylelikle bir ilke de imza atmış oluyorum, yasağı ve yasakçıları övüyorum). Otobüslerde sigara içilen günleri hatırlayan biriyim. Çok yaygın olarak Mercedes 302 otobüsleri vardı. Klima yada havalandırma gibi lüksler doğal yollardan karşılanırdı. Ya şoför ön kapıyı açacak yada otobüs tavanında bulunan 3 adet havalandırma kapağı açılacak. Havalandırma kapaklarını açmakla iş bitmezdi, çünkü mutlaka rüzgardan rahatsız olanlar çıkar ve kapaklar bir kaç dakika içerisinde tekrar kapatılırdı. 

(daha fazla…)

“Temrin” Üzerine

Mayıs 16, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

Edebiyat camiası Temrin (alıştırma) adında yeni bir dergiyle daha buluştu. Öykü, edebiyat, şiir, eleştiri ve deneme üzerine bir çok arkadaşımız güzel yazılar yazmış. Temrin; istanbul’da aylık olarak çıkan-çıkacak olan – düşünce ve edebiyat dergisinin adı. Amacım dergideki yazıları değerlendirmek değil, derginin varlığından olabildiğince çok insanı haberdar etmek. Her yaştan, her meslekten, her gruptan tüm dostlara sesleniyorum, etrafınızda size duvarlar örerek yazmanızı, düşünmenizi, üretmenizi, başkaldırmanızı, isyan etmenizi, aşık olmanızı, eleştirmenizi, cihad etmenizi engelleyen her kim varsa yok sayın onları. Yazın, çizin, düşünün, bol bol dergi çıkartın. Kitap yazın, deneyin. Roman yazın. İyi ürün ortaya koymuşsanız yaşarsınız, yoksa yaşamazsınız. (daha fazla…)