Pata-Gonya

Postmodern Zihinsel Yaşam Ünitesi
Subscribe

Archive for Haziran, 2008

“Yeni Türkiye Cumhuriyeti” kitabı üzerine

Haziran 26, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Kitabiyat 1 Comment →

Türk entelektüellerin yabancı olmadığı bir isimdir Graham Fuller.  Onun yaptığı her çalışmadan sonra mutlaka Fuller’in CIA’da eski bir ajan olarak çalıştığı hatırlatılır.
Yazarımız bu hatırlatmalardan ya sıkıldığından ya da yazdıklarının başka yerlere çekiliyor olmasından rahatsız olmuş olmalı ki  yeni kitabında yazdıklarının ajanlıkla hiç bir ilgisi olmadığını özellikle belirtmiş.
Kitabın ana tezlerinden biri gündemdeki tartışmalarla birebir örtüşüyor.
(daha fazla…)

Havaya Ateş Eden Türlere/Tiplere Dair

Haziran 25, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Sosyoloji 2 Comments →

Sevincimizi ve üzüntümüzü paylaşmanın, kendimiz dışındakilere aktarmanın farklı yöntemleri ve yolları var. Bu çok doğal. Ama doğal olmayan bir paylaşım biçimi son günlerde ülkemizde iyice revaçta. Özellikle, zaferle sonuçlanan milli maçlar sonrasında Silahla havaya ateş açmak. Havaya ateş açmayı beceremeyen az gelişmiş yada hiç gelişmemiş, çoğu zaman gelişmeye bile açık olmayan bu türler/tipler beceriksizliklerinin sonucunu genelde masum çocuklara ödetiyorlar. Gelin bir kampanya başlatalım ve silahla havaya ateş açma magandalığı daha fazla genelleşmeden, duyduğumuz her silah sesinin geldiği adresi, gördüğümüz her silah sıkanı polise bildirelim. Birazdan daha ayrıntılı açıklayacağım bu türlere/tiplere sakın kendiniz müdahale etmeyin. Saldırgan ve agresiftirler. (daha fazla…)

Varoşlarım…

Haziran 19, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Ey Şehir 4 Comments →

VaroşKüçük kare kare evler, içindeki hayatlar gibi birbirine benzer şekilde yanyana dizilidirler. Gece sapsarı camları, gündüz kalem gibi bacalarından dumanı tüten ama hareket etmeyen trenler gibi öylece beklerler. Sabahları toprak yollarda ayakkabıları çamur olmuş boyboy öğrencileriyle güne merhaba derler. Kiminin saçları iki kulak kimininki örgü örgü olmuş, ellerinde bir ömür kadar ağır çantalarıyla yokuştan aşağı inerken önce ayakları sonra minik gövdeleri sonra tokalı saçları kaybolur. Yokuşun ufukla kesiştiği nokta her sabah olduğu gibi gri ve belirsizdir… (daha fazla…)

Savaşma Çay Yap

Haziran 18, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Sosyoloji 2 Comments →

Avrupa’da bir Türk girişimci yeni tişörtler tasarlıyor. Tişörtlerin üzerinde ise bol miktarda İslami mesajlar var. Eminim ki yeni bir sonuçsuz tartışmanın içerisindeyiz. İslam ve Kapitalizm, İslam ve Tüketim gibi konu başlıkları altında yapılacak tartışmalar için şimdiden argümanlarınızı hazırlayın, konumunuzu belirleyin. (Bu arada Tekbir giyim üzerine yürütülen tartışmalar size büyük bir kaynak sunacaktır. Bakınız Ahmet Hakan)

(daha fazla…)

Balkan Buluşması

Haziran 18, 2008 Yazan: dudayeva Kategori: Günce No Comments →

Boşnaklar Arnavutların, Arnavutlar Boşnakların, Türkler ve Arnavutlar da birbirinin davasına Fransız kalıyordu. Birbirinin davası dediğim hepsinin ortak davası.

Balkan Müslümanlarının selameti…

Bu davaya gönül ve emek vermek için, önce Balkan Müslümanlarını bir bütün olarak görebilmek gerekiyor.

Alemlerin Rabbi Allah’ın ayetleri olan etnik farklılıkları inkâr etmeden Boşnakçılığın, Arnavutçuluğun, Türkçülüğün (ve elbette Pomakçılığın, Romancılığın, Torbeşçiliğin) ötesine geçmek…

“Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” şuurunu kuşanmak…

(daha fazla…)

Fatih’in Aslanları

Haziran 16, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Ivır Zıvır 4 Comments →

 GolEfendim işyerimdeki internet bir ay kesik olacağı için siteyi takipte zamanlama sorunu yaşıyorum ama olsun!

Ben böyle bir maç görmedim arkadaş; ne bekledik ne oldu. Oynadığımız futbola baktığımızda bana göre ilk yarı top çevirdik adeta. Spiker sürekli topla en çok oynayan tarafın biz olduğumuzu söyleyerek mutlu oluyordu ama arkadaşım, sürekli top çevirirsen olacağı buydu. Bir türlü oyun kuramadık. Ama iki golü yedikten sonra nasıl kendimize geldik değil mi. İşte biz böyle istikrarlı top oynayamıyoruz, illa gaza gelmemiz lazım. Bizim maçlarımız aynı Rambo filmlerine benziyor. İlk önce sıkı bir dayak yiyeceksin sonra (sevgilinin kötü adamların elinden kurtulduğunu gördüğün zaman) çakacaksın yumruğu. (daha fazla…)

Unutamayacağım Ezgiler

Haziran 15, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Musikî 11 Comments →

1- Eşref Ziya Terzi – Sevda Dedim
2- Aykut Kuşkaya – İbrahim
3- Ömer Karaoğlu – Şehit Tahtında
4- Hakan Aykut – Secde Yerinde
5- Taner Yüncüoğlu – Efendim
6- Mustafa Cihat – Emri Olur
7- Grup Genç – Kızıl Lale
8- Aykut Kuşkaya – Bir Güneş Doğuyor 2
9- Selçuk Küpçük – İstanbul (Mona Roza)
10- Ömer Karaoğlu – Kuşlar

Unutamadığım Türküler…

Haziran 13, 2008 Yazan: Warrior Kategori: Musikî 3 Comments →

1-Leyla- Yazımı kışa çevirdin…

2-Zülüf dökülmüş yüze- Kaş yakışmış göze…

3-Yollarına baka baka-Yollarına baka baka kaldı gözlerim, sene çattı yüreğimde sözlerin…  

4-Gönül gurbet ele varma- Ya dönülür ya dönülmez…

5-Kahpe Felek-Yine ben sarayım yarelerimi…

6-Bir ay doğar-Uykusuz mu kaldın dünkü geceden uyan uyan yar sinene sar beni… (daha fazla…)

Elveda Gülsarı!

Haziran 11, 2008 Yazan: Serkan Kategori: Edebi Şeyler 2 Comments →

Beyaz Gemiye binerek ayrıldı aramızdan Cengiz Aytmatov. Ne çok yaşadı, ne de erken, vakti geldi ve gitti. Toprak Ana’nın müzmin bağrına uzandı, Zor Geçitlerden geçerek hayatta kalmasını bilen Selvi Boylu Al Yazmalıydı o.

Edebi zevkin ötesinde çok şeyler öğrendik romanlarından. Unutulmuş bir halkın acılarını, yok edilmenin eşiğinden dönen Kırgızların umutlarını/öfkelerini/sevgilerini öğrendik. Sovyet Komünist Partisine üye olmandan korkmadık biz. Biliyoruz ki Gün Olur Asra Bedel. Cemile çıkıp gelir bir gün gittiği o garip diyardan. Bir kadın nasıl sevilir, Cemile ile öğrendik.Yaşamın en zor zamanlarında hatırlanır İlk Öğretmenler. Dişi Kurdun Rüyalarına giren korkular Dağlar Devrildiğinde bir bir ortadan kalkar.  Güzel eserler bıraktın insanlığa; Elveda Gülsarı (daha fazla…)

Beypazarı Şenliklerinde Bir Gün

Haziran 09, 2008 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Seyyah 4 Comments →

Beş Şehir adlı eserin müellifi Ahmet Hamdi Tanpınar bir makalesinde, “Mazi bizi niçin bir kuyu gibi kendisine çekiyor” diye sorduğu soruya, maziye yeni bir ruhla eklenmedikçe bu mazi hasretinin daha uzun süre üzerimizde etkisinin devam edeceğini belirterek cevap vermeye çalışıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar’ı her okuyuşumda zihnimde farklı şimşekler çakıyor. Geçtiğimiz cumartesi sabahı da Tanpınar’ın ruhu yanımdaydı sanki. Modern yapılar/düşünceler/oluşumların gözümde iğreti durması Tanpınar’a biraz daha yaklaştırıyordu beni. (daha fazla…)