“Yeni Türkiye Cumhuriyeti” kitabı üzerine

Türk entelektüellerin yabancı olmadığı bir isimdir Graham Fuller. Onun yaptığı her çalışmadan sonra mutlaka Fuller’in CIA’da eski bir ajan olarak çalıştığı hatırlatılır.
Yazarımız bu hatırlatmalardan ya sıkıldığından ya da yazdıklarının başka yerlere çekiliyor olmasından rahatsız olmuş olmalı ki yeni kitabında yazdıklarının ajanlıkla hiç bir ilgisi olmadığını özellikle belirtmiş.
Kitabın ana tezlerinden biri gündemdeki tartışmalarla birebir örtüşüyor.
(daha fazla…)

Küçük kare kare evler, içindeki hayatlar gibi birbirine benzer şekilde yanyana dizilidirler. Gece sapsarı camları, gündüz kalem gibi bacalarından dumanı tüten ama hareket etmeyen trenler gibi öylece beklerler. Sabahları toprak yollarda ayakkabıları çamur olmuş boyboy öğrencileriyle güne merhaba derler. Kiminin saçları iki kulak kimininki örgü örgü olmuş, ellerinde bir ömür kadar ağır çantalarıyla yokuştan aşağı inerken önce ayakları sonra minik gövdeleri sonra tokalı saçları kaybolur. Yokuşun ufukla kesiştiği nokta her sabah olduğu gibi gri ve belirsizdir…
Avrupa’da bir Türk girişimci yeni tişörtler tasarlıyor. Tişörtlerin üzerinde ise bol miktarda İslami mesajlar var. Eminim ki yeni bir sonuçsuz tartışmanın içerisindeyiz. İslam ve Kapitalizm, İslam ve Tüketim gibi konu başlıkları altında yapılacak tartışmalar için şimdiden argümanlarınızı hazırlayın, konumunuzu belirleyin. (Bu arada Tekbir giyim üzerine yürütülen tartışmalar size büyük bir kaynak sunacaktır. Bakınız Ahmet Hakan)
Efendim işyerimdeki internet bir ay kesik olacağı için siteyi takipte zamanlama sorunu yaşıyorum ama olsun!
1- Eşref Ziya Terzi – Sevda Dedim
Beyaz Gemiye binerek ayrıldı aramızdan Cengiz Aytmatov. Ne çok yaşadı, ne de erken, vakti geldi ve gitti. Toprak Ana’nın müzmin bağrına uzandı, Zor Geçitlerden geçerek hayatta kalmasını bilen Selvi Boylu Al Yazmalıydı o.
Beş Şehir adlı eserin müellifi Ahmet Hamdi Tanpınar bir makalesinde, “Mazi bizi niçin bir kuyu gibi kendisine çekiyor” diye sorduğu soruya, maziye yeni bir ruhla eklenmedikçe bu mazi hasretinin daha uzun süre üzerimizde etkisinin devam edeceğini belirterek cevap vermeye çalışıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar’ı her okuyuşumda zihnimde farklı şimşekler çakıyor. Geçtiğimiz cumartesi sabahı da Tanpınar’ın ruhu yanımdaydı sanki. Modern yapılar/düşünceler/oluşumların gözümde iğreti durması Tanpınar’a biraz daha yaklaştırıyordu beni.