Köprüden Önceki Son Çıkış
Konuya nasıl gireceğime karar verememiştim. Havadan sudan şeylerden bahsedip zaman kazanmaya çalışıyordum. Başka yolu yoktu bunun, bir kompozisyon gibi giriş, gelişme ve sonuç kısmı olamazdı, ilk cümlede sonuç hemen anlaşılırdı.
-Filmin güzel olmadığını zaten baştan biliyordum. Ben sadece güzel bir gün geçirelim istemiştim, seninle vakit geçirmek çok güzel. Çok masum ve temiz bir yanın var, çok neşelisin, bu tarafını çok seviyorum
Ben konuşmayı sürdürdükçe gözlerini benden daha çok kaçırmaya başlamıştı, büyük ihtimalle işin içinden nasıl çıkacağını düşünüyordu. (daha fazla…)

Yönetmenliğini Aclan Büyüktürkoğlu’nun yaptığı, Tülay Pırlant’ın ‘Rüzgarlı Şehir’ adlı romanından uyarlanan, başrolünde Nehir Erdoğan’ın oynadığı bir Amerikan Rüyası filmi, Meleğin Sırları. Türk-Amerikan ortak yapımı olan film, Hollywood’un teknik imkanlarından oldukça yararlanmış ancak bir Hollywood filmi olmaktan çok ötede bir yerde duruyor.
İki film birden dicektim yazının başlığını ama eskiden ikifilm birden denildiği zaman insanların aklında iyi şeyler gelmediği için diyemedim. Osmanlı Cumhuriyeti ve Mustafa filmlerinin teknik boyutu bir yana beni asıl ilgilendiren bu iki film sonrasında yapılan yorumlar.
Zaten yağmurlu bir günde görmüştüm seni
“Senin bu sözlerin, bu sırların bana dokunmasa acıdan yok olabilirim” Anka-Sadık Yalsızuçanlar
İkibinbeşyüz” sayısı sizin için ne anlama geliyor bilmiyorum ama benim birkaç gündür takılıp kaldığım bir sayı bu. Birçoğunuz biliyorsunuzdur, Cafcaf adında bir mizah dergisi çıkıyordu Genç Dergisinin eki olarak. Bağımsızlıklarını ilan ettiler. Abone kampanyası başlattılar yeni dönem için. 1 Aralık 2008 itibariyle bayilerde olacak. Ve şu anda geldikleri sayı ikibinbeşyüz.
Ne kadar önemli bir aletmiş uzaktan kumanda. Bozulunca anladım değerini. Bir kaç gündür evimdeki uzaktan kumanda aleti bozuk durumda. Bu gibi durumlarda çok çabuk mobilize olup hemen bozuk olan aleti gidip değiştirip tamir ettirmem. Bir kanalı açıyoruz ve uzun süre o kanalı izlemek zorunda kalıyoruz. Kimse yerinden kalkıp kanal değiştirmek istemiyor. Hatta bugün spor programı bile izledim. Sonrada merak ettim uzaktan kumanda ne zaman icad edilmiş. 1893 yılında il örneklerine rastlanıyor uzaktan kumandanın. Adı da “Hareket Eden Araç veya Araçların Mekanizmalarının Kontrolü İçin Cihaz Tekniği”. 
Bir Cuma akşamı sallanan-duran-kalkan-giden-kalan bir otobüsle yaptığım bir saatlik yolculuktan sonra Üsküdar’a ulaştım. Henüz vaktim vardı, bir şeyler yiyip kitapçıya gittim, kitaplara-dergilere bakınırken saati unuttum, geç kaldığımı fark edince hızlandım. İnsanların zamanı ve kendilerini sakladıkları yerin üç kat üstünde yine insanların zamanı ve kendilerini bitmek bilmeyen bir çabayla aradıkları o yere gittim. Oturduk ve konuşmaya başladık. Sesler, kelimelere, kelimeler cümlelere ve hikayeler dönüştü. Hikayeler kanayan yaralarıyla aramızda dolaştı. Bizler birbirimizin hikayelerini merhemledik.