Pata-Gonya

Postmodern Zihinsel Yaşam Ünitesi
Subscribe

Archive for Şubat, 2009

28 Şubat

Şubat 28, 2009 Yazan: Serkan Kategori: Günce 3 Comments →

Tank, apolet, psikolojik savaş, yıpratma, yıldırma, bıktırma, fişleme, Batı Çalışma Grubu, Doğu Çalışma Grubu, Generaller, 9. Senfoni, Cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası, şapkasını alan ama bir türlü gitmesini bilmeyenler, kesintisiz eğitimciler, 8 yıllıkçılar, İkna odacıları, yasakçılar, asker seviciler, darbe övücüler, joplar, Beyazıt Meydanı, Konak Meydanı, Kızlarağası cami, Hacıveyiszade önü, bütün kampüsler, bütün fakülteler, bütün boş ve geniş meydanlar, el ele 11 Eylül yürüyüşleri, beyaz yürüyüşler, 120 hafta Eminönü caminde kesintisiz her pazar sabah namazı, her cuma her cami önü,

(daha fazla…)

Temrin Dergisi Mart 2009 Basın Bülteninden

Şubat 28, 2009 Yazan: KaRa Kategori: Duyuru 1 Comment →

Temrin dergisinin mart sayısında tiyatro oyuncusu Naşit Özcan’la yapılan röportaj keyifle okunacak türden… Dergide Şeref Yılmaz, Yusuf Özkan Özburun gibi tanıdık isimler de var. Yusuf Özkan Özburun, ilk kez yayımlanan şiiriyle, Şeref Yılmaz ise “Dil ve Edebiyat” isimli denemesiyle dergide yer alıyor. (daha fazla…)

Bu filmleri de…

Şubat 27, 2009 Yazan: Warrior Kategori: İzlence 2 Comments →

1-Bir Rüya İçin Ağıt

2-Esaretin Bedeli

3- Baba

4-Ucuz Roman

5-Dövüş Kulübü

6-İhtiyar Delikanlı

7-Geçmişin Gölgesinde

8-Leon

9-İlk Korku

10-Er Ryan’ı Kurtarmak (daha fazla…)

Bu filmleri izlememek kayıp….

Şubat 23, 2009 Yazan: Warrior Kategori: İzlence 13 Comments →

zeki

1-Masumiyet (Zeki Demirkubuz)

2-Kader (Zeki Demirkubuz)

3-Ağır Roman (Mustafa Altıoklar)

4-Gemide (Serdar Akar)

5-Mustafa Hakkında Herşey (Çağan Irmak)

6-Babam ve Oğlum (Çağan Irmak)

7-Uçurtmayı Vurmasınlar (Tunç Başaran)

8-Takva (Özer Kızıltan)

9-Filler ve Çimen (Derviş Zaim)

10-Yazgı (Zeki Demirkubuz) (daha fazla…)

Bu saatte otobüs bulmak zor-Son

Şubat 20, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler 4 Comments →

Uzunca bir süre oğlunun gözlerinin içine baktı. Daha sonra hiç bir şey söylemeden yerde duran battaniyeyi alarak başının üstüne çekti ve dakikalarca ağladı. Yıllardır böyle ağlamamıştı, çünkü tek hissettiği soğukluk, korku ve şüpheydi. Ağlamaya devam etti. Keşke bu dünya, battaniye ile bedeni arasındaki boşluk kadar küçük olsaydı, keşke küçük umutların bedeli büyük olmasaydı, keşke daha güçlü olsaydı, keşke karanlık içinde bir parıltı olsaydı…

O gece onu bu kadar ağlatan günboyu yaşadıkları değildi. Gündüz ne olduğu da önemli değildi. Ama gece olduğunda bir ağlama sesiyle uyanır, gözünü açtığında yatağının kenarında oğlunu görür, onunla oyunlar oynar, onu teselli ederdi. Karanlık odalarda koşuşturur, ona sarılırdı. Oğlunun kendisiyle gelmesini istediğinde ise gelemeyeceğini söylerdi. Bunu duyan küçük çocuk tekrar ağlamaya başlar, koridorda arkasına bakmadan uzaklaşır ve kaybolurdu. (daha fazla…)

Bu saatte otobüs bulmak zor-3

Şubat 17, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler 6 Comments →

Gözlerini açtığında aynada tekrar kendini gördü. Kendine geldiğinde yüzünün hala köpüklü olduğunu farketmişti. Kolunu ve yüzünü yıkarken lavaboya akan pembe su önce küçük bir anafor oluşturuyor sonra lavabo deliğinde köpükler bırakarak kayboluyordu. Yanağındaki yaraya bir yarabandı yapıştırarak banyodan çıktı. Koltuğun üzerindeki cep telefonunu alarak işyerini aradı. Telefon uzunca bir süre çalmasına rağmen açan olmamıştı. İşyerine henüz gelen olmadı diye düşündü. Daha sonra aramaya karar vererek üstünü giyindi. Bugün de idare edebilirlerdi? (daha fazla…)

Bu saatte otobüs bulmak zor-2

Şubat 14, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler 10 Comments →

İki yıl önceydi, karısı Firdevs’in boşanmak istediğini ona söylemeye çalıştığı günlerden biriydi. Firdevs kararını aslında çok önceden vermişti, ancak kararını ona nasıl söyleyeceğini bilmiyordu. Böyle bir günün gecesinde, karısının yatak odasında, kendinin ise oturma odasında yattığı bir gecede bu rüyayı görmüştü. Gördüğü yüz kendi yüzüydü; yılların, acıların ve sorumlulukların alnını kırıştırmadığı, yüzündeki çizgileri derinleştirmediği, saçlarının simsiyah olduğu çocukluk yüzüydü.

İlkokul dördüncü sınıftayken babası onu okuldan almış çalışması için Siteler’de bir mobilyacı arkadaşının yanına vermişti. (daha fazla…)

Etliekmek Bahsi

Şubat 11, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ivır Zıvır 11 Comments →

Memleket Gazetesi’nde bir habere rastladım. “Lahmacun Etliekmeğe Yenik Düştü” başlığını taşıyordu. Haberde, Konya Lokantacılar Odası Başkanı Ali Osman Karamercan’ın açıklamalarına yer verilmişti: ”2000′li yılların başında Konya’da lahmacun salonları açılmaya başladı. Sayıları 2 yıl öncesinde 20′nin üzerine çıktı. Ardından sırayla kapandılar. Şimdi ise 4 tane salon kaldı. Bunlar da lahmacun salonu olarak devam etmiyor, restoran olarak hizmet veriyor. Günde ortalama 350 bin etli ekmeğin tüketildiği bir yerde lahmacunun fazla tutulmaması normal.” (daha fazla…)

Bu saatte otobüs bulmak zor-1

Şubat 07, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler 9 Comments →

Bu saatte otobüs bulmak ne kadar da zor olsa Allah yardım etmiş son otobüse yetişmişti. Dört ya da beş kişiyle bomboş yolların verdiği rahatlıkla beşik gibi sallana sallana şehrin bozuk yollarında eve gitmişti. Eve giden ara yollarda sadece ayak seslerini ve soluk alışını duyarak kendi kendine konuşuyordu. Bazen yanında çocukluk arkadaşı beliriyor onunla şakalaşıp kayboluyordu. Bazen eski ortaokul öğretmeni onunla sohbet ediyor o da kayboluyordu. Hatta bir akşamüstü boşanmış eşiyle köşedeki sokak lambası altında saatlerce konuşmuş kaybettikleri çocuklarının hesabını vermeye çalışmış yine de karısını inandıramamıştı. Yolda sürekli beliren yüzler onu suçluyor, kayboluyorlardı. Zor günlerde, beliren bu hayaller ona arkadaşlık etmekten çok bunaltıyorlardı. (daha fazla…)

Bilboardlardaki Özlü Sözler…

Şubat 06, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ivır Zıvır 5 Comments →

Propaganda çok ilginç birşey. Politika ve propaganda birlikte aynı sayfada yer aldığında patlamaya hazır bir bomba gibi oluyor bence. Neden mi? İzin verin açıklayayım. Üniversite birinci sınıftayken “Siyaset Bilimine Giriş” adını taşıyan dersin ilkinde, “Politic is to persuade or influence people to reach your goal” diye bir tanım ezberletilmişti. Yani, politika; amaca ulaşmak için insanları etkilemek veya ikna etmektir. Propaganda ise son sınıfta iken “Kamuoyu Teorileri” dersimizin bir bölümüydü. İnandırma tekniği diyebiliriz kısaca. (O zaman ezberletilen tanımı bir türlü anımsayamıyorum.) Ne diyordum, ha seçimler yaklaşıyor. Bir tür politika ve propaganda günleri yaşıyoruz. Bez afişlerde, bilboardlarda, sokakta-caddede dağıtılan el ilanlarında, belediye başkanlarının, muhtarların vaadlerini görüyorum. Etkinlik, şeffaflık, demokrasi ve katılımcılık en çok vurgulanan vaadler diyebilirim. Peki bu benim için niye blog meselesi yapacak kadar sorun teşkil ediyor? (daha fazla…)