Pata-Gonya

Postmodern Zihinsel Yaşam Ünitesi
Subscribe

Archive for Ağustos, 2009

Yitik Şehrin Köpekleri-7

Ağustos 31, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

 

Bir gün fakültenin önünde ben Muhsin ve Yakup oturuyorduk. Muhsin Nuri hocayla tekrar görüşmüş, Nuri hoca da bizim kavga olayının disiplin kurulunda ciddi bir şekilde konuşulduğundan bahsetmişti. Bu durum daha önce pek umurumuzda olmasa da “ciddi” kelimesi az da olsa bizi telaşlandırmaya başlamıştı. Sonuçta son sınıfın son dönemindeydik ve okulu tatsız bir şekilde bitirmeyi de istemiyorduk. Alacağımız bir disiplin cezası meslek hayatımız boyunca taşıyacağımız bir damga haline gelebilir, damgalı biri olarak da ya iyi kötü işlerde sürünür ya da sadece kendi çabalarımızla bir şeyler yapabilirdik. Kavganın üzerinden uzun zaman geçmiş, olayın etkisini üzerimizden atmıştık ama tiki tayfası bu olayı unutmamıştı. Milletin önünde hava atayım derken milletin önünde dayak yemek, hastanelik olmak hiç de güzel değildi. Yakup’un “ha aklıma gelmişken” diyerek söylediği bir cümle üzerine Muhsin’le ben buz gibi kesmiştik. (daha fazla…)

Garip ama gerçek-I

Ağustos 29, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ivır Zıvır 1 Comment →

Sene 2009 ama hala cep telefonuyla çağrı bırakıp kapatan arkadaşım var.

Hoşgeldin Çim Adam!

Ağustos 29, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Günce No Comments →

Geçtiğimiz perşembe günü iftarı Sultanahmet’te yapalım dedik. Kitap fuarının ilk günüydü. İftardan önce Kızlarağası Medresesine uğradık, TYB’de perşembe günleri toplantı oluyor, Ali Ural ve Metin Karabaşoğlu da oradaydı. Ali Ural, çocuk kitabı yayınlamaya başlayacaklarının haberini verdi bize. Bunun için Şule Yayınları bünyesinde Çim Adam Yayınları adında bir yayınevi kurmuşlar. Basılacak ilk kitap, Zaman Gazetesinden ve gazetenin Arkadaşım ekiyle tanıdığımız Dağıstan Çetinkaya’ya ait olacak. (daha fazla…)

Yitik Şehrin Köpekleri-6

Ağustos 29, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

10

Önceki dönem nasıl yüksekokulun önünü mekan tuttuysam şimdi de mühendislik fakültesinin önüne postu sermiştim. Hiç sıkılmadan sağda solda dolanıyor belki Funda’ya rastlarım diye umuyordum. Beklediğim gün nihayet gelmişti. Hatta Funda’yı ben değil Muhsin görmüştü. Yanıma gelip parmağıyla az ilerideki çimlerde oturanları göstererek “şu kız senin hatun değil mi?” demişti. Evet, gerçekten çimlerin üzerinde arkadaşlarıyla oturuyordu. Sanki tesadüfen ordan geçiyormuşum gibi onun olduğu tarafa doğru yürümeye başladım. Beni görebilmesi için elimden geleni yapıyordum. Sonunda Funda beni farketmişti. Bağdaş kurmuş, çimlerin üzerinde oturuyordu. Hatta elini havaya kaldırarak “heyy” diye de bağırmıştı. Ben de onu yeni görmüş gibi şaşkın bir yüz ifadesi takınarak yanına doğru gittim. (daha fazla…)

Yitik Şehrin Köpekleri-5 (Yalnız ataçım)

Ağustos 24, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler 2 Comments →

Partideki kavga bize biraz pahalıya patlayacağa benziyordu. Farkına varmadan adamları çok fena hırpalamıştık. Kiminin burnu kırılmış, kiminin de vücudunun değişik yerlerinden ezikler oluşmuştu. Tiki de hafif bir mide kanaması geçirmişti. Biz de pek sağlam değildik ama onlara nazaran ucuz atlatmıştık. Ama en büyük hasar bendeydi. Tikinin attığı kafa sonucunda burnum kırılmıştı. Bunun yanında kampüste, özellikle bizim fakültede acayip popüler adamlar haline gelmiştik. Yolda yürürken birilerinin bize dönüp dönüp bakması hoşumuza gitmiyor değildi. Kendini beğenmiş zengin züppelerine hatlerini bildirmemiz hayatın adil davranmadığı bizim gibi çocukların hoşuna gitmişti. Kimseye özenmiyorduk ve dik bir duruşumuz vardı! (daha fazla…)

Yitik Şehrin Köpekleri-4 (Sokak Köpekleri)

Ağustos 22, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

6

Okuduğum üniversite, kampüsüyle birlikte harika bir yerdir. Upuzun ve kıvrıla kıvrıla akan yolları geçerek kampüsün girişine ulaşırsın. Sonra her iki tarafı ağaçlarla yemyeşil yolu tırmanmaya başlarsın. Yolda bazen bir kaplumbağa bazen de bir tavşan bile görebilirsin. Kaldığım öğrenci yurdu da kampüsün içinde yer aldığından doğal hayattaki canlı potansiyelinden nasibini fazlasıyla almıştır. Gün yok ki odada kertenkele, kırkayak, börtü böcek görmeyelim. Allah bilir uyurken kaç tanesiyle karnımızı doyurduk.

Son sınıftaki ikinci döneme biraz maddi zorluklarla girdim. Üniversite yaşamı her ne kadar hayatımızın en güzel yılları olsa da yapılan her harcamadan sonra cüzdanın bölmelerine bakıp ne kadar para kaldığını hesap etmek bir o kadar da can sıkıcı. Kampüste benden daha kaliteli yaşayan bir sürü adam vardı. Babalarının da olsa altında güzel arabalarıyla kampüse gelir, sol kollarını camdan dışarı sarkıtırlardı. Kirli sakal, güneş gözlüğü, süper kıyafetler eşliğinde arabalara patinaj çektirerek dolaşır, derse bile girmezlerdi. Onların gezip dolaştıkları kızlar bizim hayal edemeyeceğimiz kadar güzellerdi. Zaten bizle gezmek isteseler dolmuş parasını bile karşılayabileceğimiz meçhuldü. Ama sigaraya daima para bulunurdu. (daha fazla…)

Kayseri Yolcusu Kalmasın

Ağustos 20, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Günce 1 Comment →

Üsküdar’dan Haydarpaşa’ya

Üsküdar’da Mekan Çınaraltı’nda akşam 22:30 gibi çorbamızı içip Yeni Valide camiinin önünden Kadıköy dolmuşlarına biniyoruz. Kadıköy’e varmadan önceki köprüye geldiğimizde şoföre merdivenlerde bizi indirmesini söylüyorum. Cesur’la Protokol Camii’nin önünden Haydarpaşa Tren Gar’ına doğru ilerliyoruz. Saatlerimiz 22:45’i gösteriyor. Gar’dan Güney Ekspres’in saat 22:55’de yedinci perondan hareket edeceği anons ediliyor. Büfelerden su, nevale ve dergi alıyoruz. Yedinci perona doğru yürüyoruz, beşinci vagondaki yerimizi bulup oturuyoruz. Trenin kalkmasına yakın kırklı yaşlarda bir adamla yeğeni olduğunu söylediği onbeşli yaşlarda ayakları tutmayan bir kız kompartımanımıza geliyor. Kayseri’ye olan yolculuğumuz trenin çaldığı düdüklerle başlıyor. (daha fazla…)

Yitik Şehrin Köpekleri-3

Ağustos 19, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler 2 Comments →

Aynı otobüse binmeyi akıl etmiştim ama otobüste ne yapacağımı hiç düşünmemiştim. Ben de sadece onu izlemekle yetindim. Dışarıdan bakılınca sert ve ciddi görünüyordu. Ancak arkadaşlarıyla sohbet ederken neşeli ve konuşkandı. Sağ eliyle otobüsün tavandaki demirlerinden tutunurken sol elini sallayarak arkadaşlarına hararetli hararetli birşeylerden bahsediyordu. Benden bahsetmediği kesindi. Çünkü ne zaman gözgöze gelsek yüzündeki güzel ifade kayboluyordu. Yurdun önündeki durakta indiler. Ben de onların peşinden indim. Kaldıkları bloğa yürüyene kadar arkalarına bile bakmamışlardı. Onlar bloktan içeri girince ben dışarda öylece kalakaldım. Yapacak başka bir şey yoktu, kızlar bloğuna giremezdim. Kendi kaldığım bloğa doğru yürümeye başladım. (daha fazla…)

Tevfik Fikret Acısı Kalbinde

Ağustos 19, 2009 Yazan: Serkan Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

 Hayatın sıkıntıları üstünden kalkmayı beceremeyeceğimiz kadar vahşice üzerimize saldırdığında ”Kimseden ümmid-i feyz etmem, dilenmem perrübal” diyebilmesi insanın iyiye işarettir. Şair milleti bildik ve yaşandık olayları güzel cümlelerin ışıltısıyla yaşanılmış olana, olmuş olana, olacak olana daha da bir güzel anlam katabilendir. Nerden aklıma geldi Tevfik Fikret diye sordum kendime, cevabı gene onun dizelerinde; “Ruhumda ne fusün eyledin bilmem/ bugün sana gönül vermeğe geldim”.

Şair, duygularını daha bir delicesine yaşayabilme cüretini gösterendir birazda ; “kendimi taşlara çarpacağım geliyor, fakat hani benim hun-ı hamiyetimle kirlenecek taş” 

(daha fazla…)

Yitik Şehrin Köpekleri-2

Ağustos 18, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Edebi Şeyler No Comments →

Devlet yurdunda her çeşitten insan bulmak mümkündü. Bence yurtta kalmanın en zevkli yanlarından biri yeni gelen çocuklara çömez şakası yapmaktı. Saf olduklarını o kadar çok belli ediyolardı ki onlarla eğlenmeden durmak olanaksızdı. Hatta bir gün sınıf öğretmenliğinde okuyan Suat paldur küldür odama gelmiş benim karşı odaya yeni bir çömün geldiğini söylemişti.Çöm şakasının senaryo ve kurgusunu odama gelmeden kafasında hazırlamıştı zaten. Coşkun Reis rolü oynayacak, Suat’la Nuri ise takım elbiseleri giyip koruma görevlisi olacaklardı. Benle diğer çocuklar çömün odaya önceden gidip “Reis odaları dolaşıyor, haraç topluyor, çok serttir aman dikkat edin” diyerek dost gibi görünüp çömün gözünü korkutacaktık. (daha fazla…)