16
Bu zor günlerimde Funda hiç yanımdan ayrılmadı. O yanımdayken sorunlar hep uzaktaydı. Onun her sözü bana herşeyin daha güzel olacağı yönünden güç ve ümit veriyordu. Ellerimi ellerine alarak “hadi üzülme, gül biraz” deyişi, başımı ellerinin arasına alarak “bak şurda mezun olmaya ne kalmış, elbette bunu da dikkate alırlar. Siz zaten yeterince cezanızı çektiniz” diyerek üzgün üzgün bana bakışı kalbimi sıkan mengeneyi gevşetiyordu.
Son yaşadıklarımızın etkisiyle Funda’yla daha bir yakın olmuştuk. Yaptıklarımızın küçük çocukların yaptıklarından hiç farkı yoktu. Bana “ağzını aç gözünü yum!” diyerek balık kraker yedirişi, elinde bayan parfümüyle beni kovalayışı, ellerime, yüzüme tükenmez kalemle resimler yapışı, dolmuşçu edasıyla “hişt fıstık, adın ne senin!” diyerek omuz atışı, yanyana yürürken çelme takmaya çalışması beni sıkıntılarımdan o kadar çok uzaklara götürüyordu ki! Hatta bir gün çelme takmaya çalışırken ikimizin ayakları birbirine dolanarak yere düşmüştük. Gözlerimin içine baktıkça içim sevgiyle doluyor, hayatın ne kadar da güzel olduğunu düşünüyordum. Bu duyguları daha önce tatmadığımın farkındaydım. Çünkü bu zamana kadar kimseyi bu kadar çok sevmemiştim. Kimseye bu kadar çok değer vermemiştim. (daha fazla…)