Pata-Gonya

Postmodern Zihinsel Yaşam Ünitesi
Subscribe

Archive for Ekim, 2009

Tüplü ve Öfkeli

Ekim 31, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Günce 4 Comments →

Keşke siyah camlı, beyaz, tüplü bi şahin’im olsa!Kırmızı plastikten koltukları olsa. Ben de 20 milyonluk bir ayakkabı, üstüne ulustan alınmış kumaş bi pantolon, pantolana bi kemer, üstüne de uzun kollu beyaz bi gömlek giysem. Sonra arabanın camını açıp, kolumu camdan sarkıtsam. Sokaklarda bangır bangır İbrahim Erkal’ın ”Dönemem” parçası duyulsa. Sevdiğim kızın olduğu sokaktan defalarca geçsem. Annesi beni her gördüğünde kızıp bağırsa, “serseri” dese. Gözümde, mahalledeki kırtasiyeden aldığım 10 milyonluk güneş gözlüğü, gömleğimin cebinde de Winston Light olsa!  (daha fazla…)

Konferans

Ekim 22, 2009 Yazan: Warrior Kategori: Duyuru No Comments →

Biyoloji Felsefesi ve Evrim

Prof. Dr. Teoman DURALI

24 Ekim 2009 Cumartesi Saat 14:00

İlim Dallarının Düşünce Temellerini Araştırma Enstitüsü

Sakarya Cd. İnkilap Sok. Deniz Apt. (4) Kat:5 No:10 Kızılay/Ankara

Tel: 434 06 38 web:www.ilimler.org

Hiç birşeyden çekmedik

Ekim 20, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ivır Zıvır 9 Comments →

Aziz kâri, hiç birşeyden çekmedik postlara gelen spam yorumlardan çektiğimiz kadar.

Hiç Aşık Oldun mu?

Ekim 20, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Haber Kültür No Comments →

5 Ekim 1977 Fethi Gemuhluoğlu’nun gerçek hayata göçtüğü tarih. Yani, 32 yıldır “Hiç âşık oldun mu?” sorusunu soran bir ağabeyimiz, bilgemiz yok. Takva ehliydi, ümmet bilincine sahipti, ağabeydi, bilgeydi. Dostluk üzerine söyledikleri rotamız. Kalabalık sokaklardaki insansızlığa ve yozlaşmaya karşı, bir şeyleri dert edinmeyenlere rağmen, vurdumduymazlara karşı, köksüzlük ideologlarına rağmen yeniden dostluk medeniyeti için çabalama zamanı. (daha fazla…)

Kültür Dergisi’nden Osmanlı’da Kadın

Ekim 19, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Duyuru 1 Comment →

Harem Harem Dedikleri…

Kültür dergisi yine dikkat çekici bir sayıyla okuyucusunun karşısında. Özenle hazırlanan Osmanlı’da Kadın özel sayısında oryantalistlerin oluşturmak istedikleri kadın imajına yönelik eleştiriler, kadının toplumsal hayattaki rolü, edebiyat sanat ve kültür alanındaki çalışmaları ayrıntılarıyla değerlendirilmiş. Özellikle batılıların bütün hayal güçlerini kullanarak çizdikleri harem imajı Sinan Ceco’nun Topkapı Sarayı’nda yaptığı saha çalışmasıyla yerle bir edilmiş. Haremin çok da bilinmeyen kısımları ve batılı seyyahların çizdikleri gravürler karşılaştırmalı olarak verilerek gerçek olanla anlatılanların ne derece farklı olduğu gözler önüne serilmiş. (daha fazla…)

Muhammed Avvâme İstanbul’da

Ekim 16, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Duyuru 1 Comment →

20. ve 21. Yüzyıl İslam ilim dünyasının tanınmış âlimlerinden Prof. Dr. Muhammed Avvâme Hoca 18 Ekim 2009 Pazar günü saat 15.00’da Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde bir konferans verecek.

Adres: Mimar Sinan Mah. Akşemsettin Cad. No: 52 (İstanbul Emniyet Müdürlüğü Arkası) Fatih-İSTANBUL
Bilgi için: Dâru’l-Hikme, Tel: 0536 517 28 45

Dâru’l-Hikme ve Rıhle dergisinin ortaklaşa düzenlediği bu konferansa davetlisiniz.

Yeniden Hoşgeldin İdris Özyol

Ekim 12, 2009 Yazan: Serkan Kategori: Duyuru, Kitabiyat No Comments →

 Yeni Şafak’ın sermayeye teslim olmadığı, iktidar pejmurdeliğine, pesbayeliğine kendini teslim etmediği günlerdi. (Bu Günleri de gördük). “Lanetli Sınıf” diye bir köşe açıldı ve yazarı da İ.Ö. imzası atıyordu yazılarına. Uzun bir dönem anlayamadık yazarının kim olduğunu, o zaman önemi de yoktu zaten. Öyle bir isyan, öyle bir duygu, öyle şiirimsi şeylerdi ki söyledikleri gösterdiği yöne bakmakla meşgulduk. İzmir’de Akevler taksi durağının köşesinde Hamza abinin bakkalından alırdık gazetelerimizi ve İsmaille birlikte o köşedeki direğin altında okurduk İdris Özyol’un yazılarını. 28 Şubatın o karanlık günlerinde herkes mevzileri boşaltırken, saklanacak yer ararken, çıkardıkları gömleklerin yerine giyecek entariler sipariş ederken birisi sipere doğru koşuyor ve bizi de koluna takıyordu. “Zaten devrim de sulu gözlü çocukların işi değildi”. Beyazların kurduğu pembe şehirlerin her karesini tarumar etmek ve kenardan çıkan dumanları izlemek ne hoştu.

(daha fazla…)

Yeni Başlayanlar İçin Nişanlılık

Ekim 08, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Ivır Zıvır 2 Comments →

Ümmühan Atak’a…

Kıymetli arkadaşım, Fatih Mutlu’ya yazdığım evlilik tavsiyeleri epey beğenilmiş olmalı ki, Ümmühan’a tavsiyelerde bulunmayacak mısın diye tepkiler geldi.

Artık kendimi tavsiye makamı olarak görmeye başladım bilesin.

Korsan Hayat’ın klişeleşen “yine erkek tarafıyız” mottosunu yıktığın için öncelikle seni tebrik ederim. Hep erkek tarafı olduğumuz için ne yapıp etmeyeceğimizi iyi biliyorduk. Kız tarafı olunca durum değişti tabi. Tecrübelere binaen sana bazı tavsiyelerde bulunmak da artık boynumun borcu. Şimdi gözlerini aç ve yazacaklarımı iyi oku. Zaten hepsini pratik etme imkanın zamanla olacaktır. (daha fazla…)

Sinemaya Değer Katan Öncü Derviş Yeni Dünya Dergisi’nde

Ekim 04, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Duyuru No Comments →

Yeni Dünya Dergisi, Ekim sayısında yeni çehresi yeni duyarlılıkları, yeni isimleriyle okuyucusunu kucaklıyor. Dünyayı ve ülkemizi derin ve ani değişimlerin beklediği hızlandırılmış bir sürecin eşiğindeyken, Yeni Dünya Dergisi sayfaları arasında da bu yeni düzeninin ayak sesleri duyuluyor adeta. Daha adil daha dengeli ve uyumlu; geçmişle barışık, yeniliklere açık yeni bir sistemin mahyaları Dergi’nin burçlarını süslemiş görünüyor. Olmakta olana duyulan saygı ve esas duruş, Dergi’ye dinamik ve bütünleyici bir çehre kazandırmış.

Derginin kapak dosyasına taşıdığı ana gündem, geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Hakan Albayrak‘ın deyimiyle “Bediüzzamanların Süleyman Hilmi Tunahanların başlattığı ihya hareketini beyaz perdeye taşıyan, Necip Fazıl’ın yükselttiği bayrağı sinemanın burcuna diken’’. (daha fazla…)

Nişan Çikolatası…

Ekim 04, 2009 Yazan: Alexandre Bey Kategori: Günce 3 Comments →

Dün Ümmühan Atak’ın nişan çikolatasını yemek için sabah erkenden Fatih’e dergiye gittim. Hepinizin yerine çikolata yedim. Sonra kitaplara göz attım, Kadiruddin Ahmed’in İslam Dinamizmi ve Entelektüel Atalet kitabı ile Muzaffer Taşyürek’in Erzurum: Bir İpek Yolu Şehri kitaplarını kitaplığın üzerinde duran bir çok kitabın arasından çekip aldım. Dergiye yeni geldikleri her halinden belliydi, çünkü daha önce gelmiş olsalar mutlaka daha önce çarpardım. Ümmühan Atak’a “bunları alıyorum” dedim. Öyle hüzünlü baktı ki, “ödünç de alabilirim, okuyunca veririm” dedim. (daha fazla…)