Something about
İnternet bağımlılığı diye bir şey var. Hakikaten. Son zamanlarda özellikle dikkatimi çekiyor. Bazı tipler var. Hiç uyumuyorlar mı merak ediyorum. 24 saatin her saatinde twitter, facebook, formspring, frienfeed filan koşturuyorlar. Acaba nasıl insanlar bunlar? Yemezler mi, içmezler mi, uyumazlar mı hiç? Hiç tuvalet ihtiyaçları olmaz mı? Aileleri yok mudur? Arkadaşları ile çay içmeye gitmezler mi? Kitap okumazlar mı? Çok merak ediyorum cidden. Ve bu kişilerin işi yok mu? Geçimlerini nasıl sağlıyorlar? Merak ediyorum.
Temiz Cami / Ümmühan Atak yazdı!
Bismillah
En az üç namaz vaktini camilerde geçirdikten sonra, ‘izlenimlerini’ aktaran herkese teşekkürü borç bilirim. Fakat ne yazık ki karşılığında size pek iç açıcı şeyler anlatamayacağım. Dertliyim ve biliyorum ki aslında siz de aynı konuda dertlisiniz. Dertli ve suskunsunuz üstelik. İzninizle, sizin de derdinize tercüman olmak gibi bir hamle yapacağım birazdan. Bugün biraz dertleşelim ve ‘ne yapabileceğimizi’ konuşalım. Bunu konuşalım. Lütfen.
*****
Hikaye kısa ve net; Dört yıl önceydi. Bir arkadaş sohbetinde duyduklarım hala kulaklarımda çınlıyor. Zaten hepi topu ‘hikaye’ dediğim, şu:
- Türkiye’ye gelen turistler diyormuş ki; ‘Türkiye’de, bir camiye yaklaştığımızı, tuvalet kokularından anlıyoruz’. devamını oku… →
Hayat var!
Warrior yaklaşık bir buçuk yıl önce yazmıştı Patagonya’da Reha Erdem’in Hayat Var adlı filmini. O günden beri izlemek isteyip de bir türlü izleyemediğim bu filmi geçenlerde Kırklareli’den İstanbul’a dönerken izleme fırsatı buldum. Annesi-babası boşanmış bir kız çocuğu Hayat. Boğazın kıyısındaki bir kulübede dedesi ve babası ile yaşıyor. Hayat’ın çocukluktan ergenliğe geçişte yaşadıkları filmin ana teması. Filmin adı ”Hayat Var” ama filmdeki hayat; acıyı, keşmekeşi,yoksulluğu, çaresizliği anlatıyor. Hayat acıyı keşfediyor. Acımasızlar ise hayatı.
Pazar Yerinde Yaşam Dersleri
Kasabanın pazarı Perşembe’ydi. Pazar arabamız ve listemizle yola çıktık. Dolaşırken sebze almak için bir tezgaha yaklaştık. O esnada fakir bir kadın da tezgaha yanaştı. Sebze satan adama duyamadığımız bir şeyler söyledi. Adam “Bugün işler kesat ama al sana biraz domates vereyim.” dedi, doldurdu poşeti. Sonra fasulye koydu poşete, biber koydu. “Akşam fasulye yaparsın, çocuklar yer.” dedi. “Yanına da salata yaparsın, al marul da verelim.” dedi. Eline ne geçtiyse poşetlere doldurmaya devam etti. Kadın poşetlerini alıp sessizce uzaklaşırken, uzun zamandır anlayamadığım bir şeyi, bu kasabada insanların nasıl olup da sokak kapılarını açık bırakabildiklerini anladım.
Nerde kalmıştık?
Bundan bir kaç ay önce ortaokuldan bir arkadaşımla [A.K] Facebook’ta karşılaştık. Eklemiş beni. Ben de onu ekledim. Ertesi gün, çevrimiçi olduğumda selam verdi. “Tanıdın mı beni” dedi. Ben de “tabiki tanıdım” dedim. Hal hatır sormalardan sonra “O.G’yi hatırlıyor musun” dedi. Evet dedim. Kötü bir haber vereceğini de tahmin ettim. “O.G’yi geçtiğimiz hafta bir trafik kazasında kaybettik” dedi.
O.G ile 7 yıl birlikte okumuştuk. Hatta ilkokulu da aynı okulda okumuştuk ama farklı sınıflardaydık. A.K ile O.G aynı mahallede oturuyorlardı. devamını oku… →
Adalet
Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir. (4/58)
Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (4/135) devamını oku… →
Sevgili Nadir Marmara
Değerli dostum Nadir Marmara blogunda “Yaz Suskunluğu” başlıklı bir yazı kaleme almış. Yazıda blogların suskunluğuna dikkati çekiyor ve ilk örnek olarak Patagonya’yı veriyor. Aslında haklı, uzun zamandır yazamadım. Farklı alanlarda uğraşmaktan kaynaklandı bu. Blogu kapatmayı bile düşündüm bir ara. Zaten Serkan ve Warrior da yazmıyordu. Patagonya’yı tamamen kapatıp daha tematik bir blog açmayı planladım. Ama sonradan vazgeçtim. Ali Usta ne zaman Patagonya’ya hosting ve domain olmaktan vazgeçerse o zaman pes edeceğim. devamını oku… →



